Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
KUR’ÂN-I KERİM KİTAP HALİNE NASIL GETİRİLDİ?
Köşe Yazısı Tarihi : 11-12-2010       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
Kur’ân-ı Kerim Müslümanlığın temel kitabıdır, ana yasasıdır. Peygamberimiz Aleyhisselâm’a Cebrâiı isimli melek aracılığıyla 23 yılda , âyetler halinde veya bir sûrenin tamamı şeklinde vahyedilmiştir. Bunun 10 yılı MEKKE’de, 13 yılı da MEDİNE’de geçmiştir. Mekke’de nâzil olan (indirilen) sûrelere “mekkî”, Medine’ye hicret ettikten sonra nâzıl olanlara da “medenî” denir. Mekke’de vahyedilen âyetler genellikle inançlar ve ibadetler üzerine, Medine’de nâzil olan âyetler ise islam devletinin kuruluşu aşaması olduğu için genellikle sosyal yaşam ve kanun prensipleri üzerinedir.
Müslümanlığın ilk yıllarından itibaren Peygamberimizin ashabı (O’nun devrinde yaşayan müslümanlara bu isim verilir ve sahabe kelimesinin çoğuludur) Peygamberimizin ağzından çıkan her sözü kaydetmişlerdir. Hatta vahiy ile Peygamberimizin sözlerinin karıştırılması ihtimalinden dolayı ilk zamanlarda, ilk müslümanlar vahiy ile Peygamper sözünü ayırdedebilecek duruma gelinceye kadar, vahiyden başkasının yazılması yasaklanmış, daha sonra da serbest bırakılmıştır.
Peygamberimizin, “vahiy kâtibi” diye adlandırdığımız 40 kadar özel sekreteri olmuştur. Bunların en meşhurları Zeyd Bin Sabit, ilk dört halife olan Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hzreti Ali, Zübeyr bin Avvam,Ubeyy ibn Kâ’b, Muaviye bin Ebu Süfyan, Muhammed bin Esleme, Şurahbil bin Hasene, Abdullah bin Revaha, bunlardan bazılarıdır. Mekke’de ilk kâtip Abdullah ibn Ebi Serh, Medine’de ise ilk kâtip Ubeyy İbni Ka’b’dır. Zeyd bın Sabit ve Zübeyr bin Avvam, devamlı olarak kâtiplik yapmışlardır.
YAZI ARAÇLARI NELERDİ : Herhangi bir âyet veya bir sûre nazil olduğu zaman, Peygamberimiz bu sekreterlerinden birini çağırır, Cebrail Aleyhisselam’ın vahyettiği şekilde ve belirttiği yere yazdırırdı. Kur’an-ı Kerimin tanzimi yani sûre ve âyetlerin sıralaması da vahye dayanır. Zira herhangi bir âyet veya sûre nâzil olduğunda Cebrail (A.S.), hangi ayetin veya surenin nereye yazılacağını da bildirirdi. Mesela İlk vahy 5 âyet olarak gelmiştir ve bu 5 ayetin içerisinde bulunduğu ALÂK suresi, ilk nazil olmasına rağmen Kur’an-ı Kerim’in 96. Sûresidir. Bu sûrenin diğer âyetleri daha sonra nâzil olmuştur. Peygamberimiz gelen bu vahyi ashabına da tebliğ ederdi, onların okuma yazma bilenleri çeşitli materiyel üzerine hemen yazarlar ve ezberlerlerdi. Dinimiz okuma-yazmaya büyük önem verdiğinden, Medine’de okuma yazma oranı hızla artmıştır. Buna bir örnek vermek gerekirse: Mekkelilerle yapılan ilk savaş olan Bedir savaşında 70 kadar mekkeli esir alınmıştı. Bunlardan dıyet bedelini ödeyenler serbest bırakılmış, ödeyecek gücü olmayanlara ise, 10 müslümana okuma-yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılacaklarıı bildirilmişti. Nazil olan ilk ayet de “oku” diye başlar.
Ashab duyduğu vahyi hemen yazar ve ezberlerdi dedik.O devirlerde halkın kullandığı yazı araçları ; papirüs, işlenmiş deri, develerin ve koyunların kalça kemiği, beyaz ve düz taşlar, hurma yaprakları veya kumaş parçaları, çanak çömlek parçaları idi. Vahiy kâtiplerinin yazdığı nüsha papirüs üzerine yazılıyordu ve Peygamberimizin nezdinde muhafaza edilirdi.
Kur’ân-ı Kerim’den önceki kutsal kitaplar savaşlar ve tabii afetler nedeniyle orijinalliğini koruyamamıştır. Zaten gerek Tevrat ve gerekse İnci, bir defada hepsi birden indirilmiş, yazı haline getirilmesi ise: Tevrat 1000 yıl sonra, İncil ise 100 yıl kadar sonra olabilmiştir. Bundan dolayı da aslını koruma imkânı olmamıştır. Kur’ân-ı Kerim ise onlardan çok farklı olarak önemli bazı tedbirler almış ve bu sayede günümüze kadar hiç bozulmadan asıl haliyle ulaşmıştır. Nedir bu tedbirler:
1-Her şeyden önce Kur’an-ı Kerim bir defada değil, 23 yıllık zaman dilimi içerisinde, ihtiyaca ve yerine göre ayet ayet veya bir surenin tamami seklinde indirilmiş, ashab da yazıya çevirerek ezberleme olanağı bulmuştur 2- Vahiy kâtiplerine yazdırmak suretiyle ilk vahiyden son vahiy’e kadar tamamı yazıya çevrilmiştir. 3- Hafızlık müessesesi ile her şehirde, mahallede veya köyde en az bir kişinin hafız olması mecburiyeti konulmuştur. (Bilindiği üzere hafızlık ve cenaze namazı, farz-ı kifâyedir. Yani en az bir kişi o farzı ifa ederse diğer müslümanlar o sorumluluktan kurtulur. Hiç kimse o farzı yerine getirmezse, herkes sorumlu olur) 4- Cebrail Aleyhisselâm her yıl ramazan ayında Peygamberimize gelerek o ana kadar gelmiş olan vahyin tamamını Peygamberimiz okur, Cebrail de kontrol ederdi. Bu durum 23 yıl boyunca böyle devam etmiçtir. Böylece Allah kelamına başka sözlerin karıştırılması ihtimali ortadan kaldırılmıştır. Günümüzde de yeni basılan Kur’an-ı Kerim kitapları, dini otoritelerin onayından sonra yayınlanmaktadır. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde: “ Muhakkak ki zikri (Kur’an’ı biz indirdik, O’nun koruyucusu da biziz” âyetiyle, Kur’an’ın korunmasını garanti etmiştir.
KUR’AN’IN KİTAP HALİNDE TOPLANMASINI İSE 3 ETAPTA İNCELEMEK GEREKİR:
1-HAZRETİ PEYGAMBER DEVRİ : Peygamberimiz devrinde Kur’an hem yazılmış hem de ezberlenmiştir. Ancak vahiy henüz sona ermediğinden kesin bir kitap haline getirilememiştir. Vahiy, Peygamberimizin vefatı ile sona ermiştir.
2-HAZRETİ EBU BEKİR DEVRİ: Hazret-i Peygamber hayatta iken müslümanlar her türlü sorun ve sorularını Peygamberimize götürüyor, O da gerekli cevabı veriyor, davranış biçimini gösteriyordu. Peygamberimizin vefatıyla bu sorunların çözümü Kur’an ve hadislere geçmişti. Diğer yandan komşu kabilelere istek üzerine gönderilen hafızlardan 70 tanesi. Yemame denilen yerde pusuya düşürülerek şehit edilmişti. Bu olay üzerine Hazreti Ömer (daha sonra 2. Halife olacaktır) halife Ebu Bekir’e vararak: -Ya Ebu Bekir ! Hafızlar gittikçe azalıyor. Kur’an’ın, kendisinden öncekiler gibi tahrifata uğramasından endişe ederim. Gerekli tedbirleri alınız, der. Hz. Ebu Bekir de Peygamberimizin devamlı sekreterliğini yapan Zeyd bin Sabit başkanlığında bir komisyon kurdu. Bu komisyona; ilk 4 halifeyi, vahiy kâtiplerini ve tüm hafızları dahil etti.
Bu komisyon Medine halkına ilân ederek;ellerinde bulunan Kur’an’la ilgili her türlü yazılı belgeyi komisyona teslim etmesini duyurdu. Medineliler de kendilerinde bulunan ve çeşitli maddeler üzerine yazılmış okan Kur’an âyetlerini komisyona teslim ettiler.
Komisyon da başta vahiy kâtiplerinin yazarak Hazret-i Peygamber’in evinde muhafaza ettiği Kur’an olmak üzere, getirilen yazılı belgeleri ve hafızların hıfzında bulunan Kur’an âyetlerini karşılaştırıp yeniden yazıya döktü. Kalan belgelerin tümünü yok etti. Bu mushafa İMAM MUSHAF denilmiştir. Bu Mushaf vahiy kâtiplerinin yazdığı Kur’an’ın temize çekilmesinden başka bir şey değildir. Böylece bu gün elimizde bulunan Kur’an bu Kur’an’dır.
Bu Kur’an, halifenin nezdinde kaldı ve her türlü müşkül onunla çözülüyordu. Hz. Ebu Bekir’in vefatından sonra bu Mushaf Hz. Ömer’de kaldı. Hz. Ömer de vefat edince, Ömer’in kızı ve Hz. Peygamber’in eşi olan Hazreti Hafsa’ya teslim edildi.
3-HAZRETİ OSMAN DEVRİ. Hazreti Osman devrinde islam devletinin sınırları hayli genişlemişti. Sınırlar içine arap olmayan milletler de katılmıştı. Çeşitli şive farklılıklarından dolayı büyük tartışmalar ortaya çıktı. Her bölge kendi telaffuzunun daha doğru olduğunu iddia ediyordu. Durumun vahametini valiler Halife’ye rapor ediyorlardı. Bunun üzerine Halife Osman da, daha önceki komisyon üyelerinden hayatta olanlarını yeniden topladı ve Kureyş şivesi olan İmam Mushaf’ı esas alarak 7 adet daha kopyasını çıkarttı. Bunları; Mekke, Kûfe, Basra, Şam, Yemen ve Bahreyn valiliklerine göndererek bu mushafın esas alınmasını emretti Bir kopyası da Medine camisinde kaldı . Böylece büyük bir fitne ortadan kalkmış oldu. İlk komisyonunn belirlediği İmam Mushaf ise Hazreti Hafsa’ya geri teslim edildi. Bu sayede 14 asır boyunca Kur’an tek imlâ ile zamanımıza kadar bozulmadan ulaştı. Haccac zamanında ise harekeleme işlemi yapılarak değişik okuma ve yorum ihtilaflarının önüne geçilmiş oldu. Günümüzde bu nüshaların bir tanesi, Hazreti Osman’ın şehit edildiği sırada okumakta olduğu nüsha Topkapı Müzesi’nde, diğer iki nüshası ise Londra ve Taşkent’te bulunmaktadır. Diğerleri hakkında detaylı bilgi yoktur.
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları