Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
PEYGAMBERİMİZ’in (sav) ARAFAT VE MÎNA HUTBELERİ
Köşe Yazısı Tarihi : 08-04-2011       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
PEYGAMBERİMİZ’in (sav) ARAFAT VE MÎNA HUTBELERİ
Peygamberimiz’in « veda hutbesi » bir kerrede Arafat’ta okuduğu hutbe değildir. Veda hutbesini üç ayrı zamanda ve üç ayrı yerde okumuștur. Ancak küçük bazı farklılıklarla birbirinden ayrıldığı için tek hutbe halinde müslümanlara sunulmuștur.
9 ZİLHİCCE CUMAya RASTLAYAN AREFE GÜNÜ ARAFAT’ta OKUDUĞU HUTBE ȘUDUR :
« Allahü Teâlâ’ya hamd-ü senâ ederiz. Bizleri bu haram ayında, bu aziz günde, bu mukaddes yerde bir araya toplayan Allah’a șükürler olsun. Hepimiz O’na döneceğiz. Nefislerimizin fenâlıklarından ve kötü amellerimizden O’na sığınırız.
Allah’ın hidâyet ettiğini kimse yoldan çıkaramaz.Allah’ın șașırttığını da kimse yola getiremez.Ben șehâdet ederim ki : Allah’dan bașka ilâh yoktur. Birdir, eși, benzeri ve ortağı yoktur. Yine ben șehâdet ederim ki : Muhammed (a.s.), O’nun kulu ve rasûlüdür.
Ey Allah’ın kulları, Allah’dan korkup korunmanızı ve O’na itâat üzere olmanızı vasiyyet ederim.
Ey insanlar, Sözlerimi dikkatle dinleyiniz. Zîrâ bilmiyorum ammâ belki bu yıldan sonra sizinle bir daha burada bulușmıyacağım.
Ey insanlar, biliniz ki yarın Allah’ın huzuruna varacak ve yaptığınız ișlerden sorumlu olacaksınız. Sakın benden sonra eski âdetlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyetlerimi burada bulunanlar burada bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunup da ișitenden daha iyi anlayarak muhâfaza etmiș bulunur.
Ey insanlar, bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu yeriniz (Mekke) nasıl mukaddes bir yer ise, canlarınız, mallarınz, ,ırzlarınız da –Rabb’inize kavușuncaya kadar-böyle mukaddestir, her türlü taarruzdan korunmuștur.
Ey insanlar, câhiliyye devrine âit her șey kaldırılmıștır.Allâhü Teâlâ o devrin fenâlıklarını üzerinizden kaldırmıștır. Soy-sop ile övünme yoktur. Hiç bir arabın arap olmayana, hiç bir arap olmayanın da arap olana șeref ve rüçhan hakkı yoktur. Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktandır.
Ey insanlar, sözlerimi iyi dinleyip düșününüz. Muhakkak bilmelisiniz ki her müslüman, diğer müslümanın kardeșidir. Bütün müslümanlar eșittirler. Kișiye -kardeșinin gönül hoșluğuyla verdiği müstesnâ- bașka hiç bir șey helâl olmaz. Kendi haklarınızı koruyunuz ve nefislerinize zulüm etmeyiniz.
Tebliğ ettim mi ? Yâ Rab. (Ashab-ı Kiram) : -Evet tebliğ ettin Yâ Rasûle’llah.
Șâhid ol Yâ Rab, șâhid ol Yâ Rab, șâhid ol Yâ Rab.
Ey insanlar, Kimin yanında bir emânet varsa onu sahibine versin. Borcun ödenmesi lâzımdır. Kefil olan sözünü yerine getirsin. Ödünç alınan șey, geri verilmelidir. Hediyelere hediye ile karșılık verilir.
Ey insanlar, Allah hükmediyor ki artık ribâ (fâiz) yoktur (yasaktır). Fâizin her nev’i kaldırılmıștır, ayağımın altındadır. Fakat re’sül-mallar (yâni sermâyeler) borç verenindir, onu vermek gerekir. Ne zulm ediniz, ne de zulme uğrayınız. Kaldırdığım ilk fâiz, Abdü’l-muttalib oğlu Abbâs’ın alacağı fâizdir. Câhiliyyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamâmen kaldırılmıștır. Kaldırdığım ilk kan dâvâsı da Abdü’l-muttalib’in torunu Hâris oğlu Rabîa’nın kan dâvâsıdır.
Ey insanlar, haram aylarını istenilen zamana götürmek için araya bir ay katmak, câhiliyye küfrünü artırmaktan bașka bir șey değildir. Bununla müșrikler dalâlete düștüler (düșerler). Allah’ın haram kıldığını helâl, helâl kıldığını da haram yapmak isterler. Zaman, Allah’ın yerleri ve gökleri yarattığı günden beri aynı șekilde devam etmekte ve yılın ayları bir sıra altında –dördü haram olmak üzere- onikiye varmaktadır.
Ey insanlar,kadınların haklarına riâyet etmenizi ve bu hususta Allah’dan korkmanızı tavsiye ederim. Siz onları Allah’ın emâneti olarak aldınız.Allah’ın kânunu ile izdivac effiniz .Onların nâmuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz.Bunun için kadınlarınızın üzerinde sizin hakkınız, sizin üzerinizde de onların hakları vardır. Sizin hoș görmeyeceğiniz kimseleri evlerinize almamaları, kötü görülen hareketlerde bulunmamaları hakkınızdır. Eğer bunları yaparlarsa kendilerinden ayrılmanıza izin vardır. Eğer haklarınıza riâyet ederlerse onlara iyi bakınız ve değerince giydiriniz.Bu onların haklarıdır. Onlara iyi sözlerle öğüt verin. Çünkü onlar sizin yardımcılarınızdır. Kendilerini size bağlamıșlardır. Kadınlar kocalarının izni olmadıkça onun malından hiçbir șeyi bașkasına vermeyeceklerdir. Erkekler de kadınlarını sayacaklardır.
Hizmetçilerinize de yediğiniz yemeklerden yedirmeye, giydiğiniz elbiselerden giydirmeye dikkat ediniz. Affedemeyeceğiniz bir hatâyı ișlerlerse onlardan ayrılabilirsiniz. Onlar, Allah’ın kullarıdır, hiç bir zaman kötü muâmele görmeye lâyık değillerdir.
Ey insanlar, Allah, her hak sâhibine hakkını (Kur’an’da) vermiștir.verese’ye vasiyet etmek yersizdir, ( yâni vâris için vasiyete lüzum yoktur). Çocuk kimin yatağında doğmușsa ona âittir. Nâmus hırsızlığı men edilmiștir (haramdır). Zinâkâr için mahrûmiyet vardır. Kendini babasından bașkasına nispet etmek iddiâsında bulunarak neseb iddiâ eden soysuzlar veyâ velîsinden (efendisinden) bașkasına intisâba kalkarak onu kendisine velî (efendi) yapan nankörler, Allah’ın gazâbına, meleklerin lâ’netine ve bütün müslümanların ilencine uğrarlar. Allâhü Teâlâ, bu gibilerin ne ibâdetlerini, ne tevbelerini, ne adâletlerini ve ne de șehâdetlerini kabul eder.
Ey insannlar, șeytan artık bu topraklarda tapılan bir șey olmaktan, yeniden nüfuz ve saltanâtını kurmak kudretinden tamâmen ümidini kesmiștir. Fakat bu kaldırdığım șeyler hâricinde, içinizden her kim onun arzûlarına uyarak küçük gördüğü ișlerde ona uyarsa o yine memnun olacaktır. Bunun için ona karșı dâimâ uyanık bulununuz ve dininizi korumak için bunlardan da çekininiz.
Ey mü’minler, size öyle bir beyyine (ap-açık bir delil) bırakıyorum ki ona sıkı tutunursanız sonuna kadar dalâlete düșmezsiniz. Bu beyyine, Allah’ın Kitabı Kur’an ile Rasûlü’nün sünnetidir.
Ey insanlar, tebliğ ettim mi ? Yarın bu size sorulacaktır. Beni sizden soracaklardır.Ne dersiniz ?
Ashâb-ı Kirâm :- Evet Yâ Rasûle’llah, teblîğ ettin, risâlet vazifeni ifâ ettin, bize vasiyet ve nasihatta bulundun.
Orada bulunan binlerce Mü’minden bu cevâbı alan Hazreti Muhammed (s.a.v.) de șehâdet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemâat üzerine çevirip indirerek ;
-Șâhid ol Yâ Rabb, șâhid ol Yâ Rabb, șâhid ol Yâ Rab dedi ve hutbesine son verdi
Bu sûretle hutbesini bitiren Hazreti Muhammed (s.a.v.), Bilâl-i Habeșî (r.a.) a emrederek bir ezan okuttu. Henüz öğle namazı kılınmamıș olduğundan öğle ile ikindi namazlarını cem ederek iki kâmet ile edâ etti. Evvelâ bir kâmet getirilerek öğle namazının farzını, sonra da bir kâmet daha getirilerek ikindi namazının farzını kıldı. Bu iki farz arasında nâfile namaz kılmadı.
Bundan sonra devesine binerek Cebelü’r-rahme ‘nin alt tarafında bulunan « Mevkîf »e geldi. Deve üzerinde durup mübârek yüzünü kıbleye çevirerek güneș batıp sarılığı kayboluncaya kadar vakfe yaptı ve : « Yâ Rab, namazım, hac resîmelerim, hayâtım ve memâtım hep senindir. Yâ Rab, gönül vesvesesinden, șerlinin șerrinden, kötü ișlerden Sana sığınırım. Allah’tan bașka ilâh yoktur. Birdir, eși ve benzeri yoktur. Mülk O’nundur, Hamd O’nadır. O, her șeye kâdirdir » diyerek uzunca bir duâ buyurdu. Kendisini takip eden mü’minler de aynı șekilde duâ ile vakfeye durdu.
Güneș batmak üzereyken Fadl Ibnî Abbâs (r.a.)ın annesinin gönderdiği bir bardak sütü içti. Böylece arefe günü oruçlu olmadığı anlașılmıș oldu. Henüz daha « Mevkif » denilen yerden ayrılmadan, Mâide sûresinin șu âyet-i kerîmesi nâzil oldu :
« Bu gün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nîmetimi tamamladım ve size din olarak Islâm’ı seçtim ve ondan râzı oldum ». Bu âyet-i kerîme ile Hazreti Peygamber (s.a.v.) in görevinin tamamlandığı ve vefâtının yaklaștığını anlayan Hazreti Ebû Bekir ağladı. Nitekim bu âyetin nazil olmasından 81 veya 82 gün sonra Peygamberimiz Yüce Rabb »ine kavuștu.
Güneș battıktan sonra Kusvâ adlı devesine binerek Hz. Zeyd Bin Hârise’nin oğlu Üsâme’yi terkisine alarak Müzdelife’ye doğru yola çıktı.
Not : Gelecek yazımızda Mîna hutbesini aktaracağız.
Kaynak : Hazreti Muhammed Aleyhisselâm’ın Hayâtı, eșsiz ahlâk ve fazileti. ( Celâleddin Karakılıç. 2004,Ankara, 3. Baskı)
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları