Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
BİR RAMAZAN AYINA DAHA BAŞLARKEN
Köşe Yazısı Tarihi : 30-07-2011       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
BİR RAMAZAN AYINA DAHA BAŞLARKEN

Geçen ramazandan bu yana, aylar ayları, gűnler günleri kovaladı ve nihayet bir ramazan ayına daha ulaştık. Bundan dolayı Yüce Rabb’ımıza ne kadar şükretsek azdır. Zira geçen ramazan ayında birlikte saf tutup namaz kıldığımız bazı müslüman kardeşlerimiz bu sene aramızda yoklar belki.

Ramazan ayı rahmet ve bereket ayı, af ve mağfiret ayıdır. Yapılan iyiliklerin ve güzel amellerin karşılığının kat kat verildiği bir aydır. Bir ibadete karşı bin sevabın verileceği Kur’an’da müjdelenen Kadir Gecesi bu aydadır. KADİR GECESİ, içinde kadir gecesi olmayan bin aydan daha faziletlidir ve yapılan bir ibadet bin katı fazlası ile sevap kazandırmaktadır. Yani o geceyi yakalayıp da bir günlük ibadeti ifa edebilen mü’min, tam 84 yıllık ibadet sevabı kazanır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilir: “Muhakkak ki biz Kur’an-ı Kadir Gecesi’nde indirdik. (Rasûlüm) bildin mi nedir kadir gecesi ? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh ( Cebrail ) O gecede Rablerinin izni ile her bir iş için (saf saf ) inerler de inerler. O gece fecrin doğuşuna kadar selamettir.” (Kadir Suresi 1-5)
Kimin ne olacağını ancak Allah bilir. Kaç günlük ömrümüz kaldığını bilmiyoruz. O halde bu ayda dağıtılan sevap ziyafetinden bol bol istifade etmenin yollarını aramak lâzım. Bu ayda nefis muhasebesi yaparak yaşantımıza yeniden çeki-düzen vermeliyiz. Ramazan ayında, diğer aylara göre yaşantımızda pozitif değişikliklerin olmasına özen göstermeliyiz. Akıllı insan geleceğini görerek ona göre tedbir alan kimsedir. Bizler de niçin o akıllılardan birisi olmayalım.

Bakara sûresinin (2. sûre) 185. âyetinde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ramazan ayı insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır”. Şu halde Kur’an bu ayda indirilmeye başladığından O’nun hürmetine bu ayın da fazileti yüksektir. Âyetin devamında ise şöyle buyurulmaktadır: “Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez....”. Ayet mûcibince hastalara ve yolculara oruç tutmama konusunda izin verilmiştir. Fakat şunu da hatırlatmak gerekir ki, her şey kendi mevsiminde ve herkesle beraber yapılırken zevkli oluyor. Onun için eğer zorluk yok ise yolculuk sırasında oruç tutmayı tavsiye ederim. Diğer yandan oruç tutamayacak derecedeki yaşlılar ve ölünceye kadar tedavisi mûmkün olmayan bir hastalığı olanlar ( devamlı insülin almak zorunda olan şeker hastaları gibi ) tutamadıkları her gün için FİDYE diye adlandırılan ve bir fitre karşılığı olan parayı fakirlere verirler. Tedavi ümidi olan hastalığı olanlar ise fidye veremezler. Hastalık geçince kaza ederler.Hamile ve emzikli bayanlar da daha sonra tutamadıkları gün sayısınca kaza ederler. Aylık mazereti olan ve doğum sebebiyle kanaması devam eden bayanlar ise bu süre esnasında ne oruç tutarlar, ne de namaz kılarlar. Tutamadıkları orucu gününe gün daha sonra kaza ederler. Namazları ise affolunmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste: “Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur” buyurmuştur. Burada cennet kapılarının açılmasından murat; Allah’ın rahmetinin bol olması, cehennem kapılarının kapanmasından murat; kötülüklerin azalması, şeytanın zincire vurulmasından murat da şeytanın faaliyetlerinin etkisiz kalmasıdır.

Yine Bakara sûresinin 183. âyetinde : “Ey mü’minler ! sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de farz kılındı” buyurlulmaktadır. Bundan anlaşıldığına göre oruç ibadeti her ümmete farz kılınmıştır. Uygulaması belki farklıdır. Günümüzde hristiyanlar ve yahudiler de kendilerine göre oruç tutuyorlar.

Oruç tutamayanlar, tutanlara hürmeten açıktan yememelidir. Belçika’da ramazan ayında karşılaştığımız belçikalılar ve bilhassa öğretmen meslektaşlarım, herhangi bir şey yerken bizden gizlemeye çalışıyorlar veya yanımızda yedikleri için özür diliyorlardı. Ramazan ayında açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da orucu kabuldür. Zira islâmın şartlarında namaz ayrı bir farz, oruç ta ayrı bir farzdır. Her ikisi de yapılması zorunlu ibadetlerdendir. Yapılanın sorumluluğu düşer, yapılmayanın da günahı yazılır.Gönül ister ki her ikisi birlikte yapılmış olsun.

”Ramazan ayı sabır ayıdır. Sabrın da sevabı cennettir. Ramazan ayı Allah’ın Kullarını gözetme ayıdır, mü’minin rızkının arttırıldığı aydır. Bu ayda her kim bir oruçluya iftar verirse günahları mağfiret olunur, kendisi de cehennem ateşinden azad olur, oruçlu kişinin sevabından hiç bir şey eksilmediği gibi onun tuttuğu orucun sevabı kadar sevap da kendisine yazılır.”

Ramazan ayını bir fırsat bilmeli ve elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Cenâb-ı Hakk’ın razı olduğu işleri yapmalı ve ahireti kazanmak için elinden geleni yapmaya gayret etmelidir.
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları