Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
MÜSLÜMANIN VASIFLARINDAN BİRİSİ DE DÜRÜSTLÜKTÜR
Köşe Yazısı Tarihi : 29-09-2011       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
MÜSLÜMANIN VASIFLARINDAN BİRİSİ DE DÜRÜSTLÜKTÜR
Peygamberimiz (sav) in daha İslâm dini gelmeden önceki lâkabı « Muhammed’ü-l-Emîn » , yâni « doğru, dürüst, , kendisine güvenilen, hakka ve adâlete riâyet eden, emânete ihânet etmeyen, güzel ahlâklı Muhammed » demektir. Zaten peygamberlerin beş sıfatından birisi de « sıdık »tır, yani doğruluk, dürüstlük » tür.
Samimi bir müslüman için peygamberinin yaşam tarzı, kendi yaşantısı için örnek alıp kendi hayatına uygulayacağı hayat tarzıdır. Peygamberimiz (sav) in sözlerine « Hadis-i kavlî », yaşayıs biçimine « Hadis-i fi’lî », başkalarının hareketlerine karşı verdiği tepkilere de « Hadis-i takrîrî » denilmektedir. Hadis ve sünnet kelimeleri aynı anlamdadır. Peygamberlerin gönderiliş gayesi de zaten insanları barış ve huzur içerisinde insan gibi bir yaşama sevketmek değil midir ? İşte bundan dolayı peygamberimizin yaşadığı gibi bir ahlâka sahip olmak son derece önemlidir ve her samimi müslümanın hayâlidir.
Bu yaşam tarzında insanın hayatına uygulaması gereken özelliklerden birisi de « DÜRÜSTLÜK « tür. Dürüstlük, her insanın kolay kolay sahip olamıyacağı yüksek bir meziyettir, o insanın kalitesini yükseklere çıkarır, toplum içerisinde sevilip saygı görmesini sağlar. Şeytana uymayarak dürüstlüğünü koruyabilen müslüman kurtuluşa ermeyi hak etmiş tir.
Yüce Rabb’imiz Fussilet sûresinin 30. âyetinde şöyle buyuruyor : « Rabbımız Allah’tır deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince ; onların üzerine melekler iner ve derler ki : « korkmayın, üzülmeyin, size va’dedilen cennetle sevinin ». Ayet-i kerimeden anlaşılacağı üzere, Allah’a inanıp sonra da doğrulukta ve dürüstlükte devam etmenin karşılığı cennettir.
Müslim’in rivâyet ettiği bir hadiste ;Abdullah bin Süfyân Es-sakafî (Sakafî kabilesinden Abdullah oğlu Süfyân) (r.a.) şöyle demiştir : « Peygamberimiz (s.a.v.)e ; -Ey Allah’ın rasûlü , Islâmiyet hakkında bana öyle bir öğüt veriniz ki, sizden sonra artık kimseden bir şey sormaya ihtiyâcım olmasın, dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) :( kul âmentü billâhi, sümme’s-tekam) dedi, yâni :(-Allah’a inandım de, sonra da dosdoçru ol) buyurdu.
Doğruluk ; Allah’a inanıp emirlerine ve kanunlarına uygun bir yol izlemek ve yaratıkların haklarına saygı göstermek demektir.
Doğruluk ve dürüstlük sadece söz ile olmaz. Kişi hem sözde, hem özde ve hem de bunun sonucu olarak tüm yaşantısında dürüst olmalıdır. Bir müslümanın dürüst yaşaması, önce onun iyi niyetli olmasını gerektirir. Doğrulukla azmettiği hedefe ulaşır. Verdiği sözde durur. Doğru ve dürüst mü’min sabırlıdır, itaatkârdır, infak eder (ihtiyaç sahiplerine imkânları ölçüsünde yardımda bulunur), istiğfar eder (Allah’tan af ve mağfiret diler), İhlaslıdır (temiz kalblidir, Allah’a bağlıdır), takvâ sahibidir (Allah’tan korkar), hayâ sahibidir (utanması gerektiğinde utanır), emanete hiyânet etmez.

Doğruluğun karşıtı yalancılık ve sahtekârlıktır. Müslüman, doğru söylemesinin kendi aleyhine sonuçlar doğuracağını bilse bile yalana tevessül edemez. Dinimizde yalan üç yerde câizdir :
Ümmü Külsûm şöyle bildirmiştir:
"Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in, şu üç hal dışında, halkın yalan söylemesine ruhsat verdiğini hatırlamıyorum: Harbte, Kişilerin arasını düzeltmekte,
(Aile dirliğini sağlamak için) kocanın hanımına, hanımın kocasına söylediği sözlerde".
Müslüman, konuşurken daima doğruyu söyler, gereksiz yere « mâ-lâ-yâni” konuşmaz. Bir ata sözümüz şöyle der : « Biliyorsan söyle ibret alsınlar, bilmiyorsan sus da seni adam sansınlar », bu ata sözü müslümanın bilincindedir.
Kişinin dürüst olmasında aileden aldığı terbiyenin ve içinde bulunduğu çevre ile arkadaş grubunun etkisi büyüktür. Bu sebeple çocuklarımızın dürüstlüğünü sağlamak için önce kendimiz dürüst davranışlarımızla ona güzel örnek olmalı, daha sonra da onun terbiyesine önem vermeli ve arkadaş çevresine dikkat etmeliyiz.
Abdullah İbni Mes’ud (r.a.) den rivâyet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ki (sözde ve işte) doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîkler (doğrular) arasına kaydedilir. Yalancılık, sapıklığa, sapıklık da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında yalanclar arasında yazılır. ”
Ebû Dâvud’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmuştur :
"Haklı olduğu halde bile çekişmeyi bırakan kimseye Cennet'in avlusunda bir köşk verileceğine, yalan söylemekten kaçınan kimseye Cennet'in ortasında bir köşk takdim edileceğine, ahlâkı güzel olan kimseye de Cennet'in en güzel yerinde bir köşk sunulacağına ben kefilim. "
Yine Tirmizî’nin rivayet ettiği diğer bir hadiste ise Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur :
"Mîzâna konan ameller arasında güzel ahlâktan daha ağır gelecek hiç bir şey yoktur. İnsan güzel ahlâkı sayesinde, oruç tutup namaz kılan kimseler derecesine yükselir.
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları