Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
EĞİTİM ÜZERİNE BAZI GÖRÜŞLER-2012(1)
Köşe Yazısı Tarihi : 05-05-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )
Ülkemizde son aylar eğitim tartışmalarıyla dolu geçti. Daha doğrusu bu süreç tartışmalarla değil de suçlama ve savunmalarla geçti, sonuçta galiba “ben yaptım oldu” kabilinden bir sonuç ortaya çıktı. Halbuki konu tartışılabilir, fikir alışverişinde bulunulabilir, katkılarla geliştirilip zenginleştirilebilirdi. Olmadı. Partiler gündemdeki konuları tartıştı, ama eğitim tartışılmadı.Eğitimin niteliğine değinilmedi.
Örnek vermek gerekirse, ders kitapları konusuna hiç değinilmedi. Öğrencilere parasız kitap dağıtıldığından, ama çoğu öğretmenlerin, Bakanlık genelgelerine rağmen, öğrencileri, en ucuzu 100 liraya malolan bir çanta dolusu yardımcı kitap almaya mecbur ettiğinden, zorla bunları kullandırdığından ve devletin verdiği kitaplara el sürülmediğinden, kullanılmadığından hiç bahsedilmedi. Kitapların içeriğinin yeterli olup olmadığı da hiç gündeme gelmedi. Demek ki Bakanlığın böyle bir kaygısı yok. O halde ya kitap verip devleti masrafa sokmasınlar, ya da verilen kitapları kullandırsınlar.
Dersane sektörüne yönelik bir sürü laf edildi, ama dersanelere neden ihtiyaç duyulduğu, dersanelerin hangi boşluğu doldurduğu, kapatılırsa onların doldurduğu boşluğun nasıl kapatılacağı hiç gündeme getirilmedi. Bu konularda yöneticiler çuvaldızı millete batırıyor, ama nedense iğneyi hiç kendilerine değdirmiyorlar.
Kıyafet konusu her dönemde Bakan’ın önüne getiriliyor, şöyle değişecek, böyle değişecek, serbest olacak şeklinde beyanat verdiriliyor, ama bir süre gündemden düşüyor. Kıyafet birliğinin elbette bir gerekçesi var. 40-50 yıl öncelerinde kıyafet birliği adına önlük-yaka zorunluluğunun olduğu dönemde bile önlüğü “kırzet”ten, “dimi”den ve “gumayin”den yapılan; yakası naylon, düz beyaz bez ve oya işlemeli olan çocuklar arasında bile bir farklılık, bir ayırım vardı. Şimdi de serbest olsun deniliyor. Kanaatimizce İlköğretimde bu konudaki serbestlik bir curcunaya ve anormal farklılaşmaya yol açtığı gibi, bir çocuk modası yaratılacak ve özel üniversitelerde yaşanan süreç ilköğretime kadar inecektir. Bu da daha şimdiden “marka” mahkûmu haline getirilen çocuklarımızın kıyafetini-yani maddi gücünü- kullanarak bir prestij yarışı içine girmesine, diğer yandan işin kaymağının büyük alışveriş merkezlerine sunulmasına, yani millet kıyafet masrafına zebun olurken bazı çevrelerin ekmeğine yağ sürülmesine yol açacaktır. Sayın bakanların bu tür teklifler geldiğinde veya bu konuda tartışma açıldığında hangi çevrelerden kaynaklandığını araştırmalarında büyük yarar vardır.
Son zamanda “ana dilde eğitim” lafı ve bunun okullara sokulması talepleri moda oldu. Bunun iyi niyetle bağdaştığını söylemek zordur. Bazı yetkili kişiler de nereden ve kimin kesesinden bağışlıyorsa, “ne isterseniz vereceğiz“ gibi lafları çekinmeden sarfediyor. Bunlar hassas ve devletin, milletin bekasını ilgilendiren konulardır, kişilerin takdirine bağlı değildir. Zaten ilkeli, gelenekli devlette böyle sözler sarfedilmez.
Dilini vatandaşına öğretemeyen devlet devlet değildir. Böyle bir durum varsa devlet suçu kendinde aramalıdır. Devletin işi, beceremediği konuya kılıf uydurmak ve tavizler vererek sıvışmak değildir. Bir ülkede çeşitli dillerin varlığı normaldir ve bir zenginliktir. Ama çeşitli dillerin varlığı başka, bunların okullarda okutulması başka şeydir. Devletin bir tek resmi dili vardır, o da Türkçedir. Bu konuda herkes konuşmamalı, konuşanlar da ihtiyatlı olmalı, 1910’lu yıllarda bu konuda yapılmış uygulamaların milletin başına neler açtığı unutulmamalıdır.
Sık sık gündeme gelen konulardan biri de “Andımız”dır. Andımız, 1933 veya 1934 yılında Maarif Vekili Saffet Arıkan’ın yazdığı ve o günden beri okullarımızda söylenen, söyletilen bir metindir. Sözleri bir kesime değil, tüm unsurlarıyla Türk milletine yöneliktir. Ancak 1971 ve 1980 yıllarında darbe dönemlerinde işgüzar ve anlayışı kıt kişiler tarafından bu metin üzerinde oynanmış ve söylenemez, anlaşılmaz, zevksiz, sakil bir hale getirilmiştir. Andımız, bir “bid’at-i hasene” olarak kabul edilip, karambole getirilmemeli, siyasi malzeme olmamalı, sağduyulu bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

Gazetelerden öğrendiğimize göre Bakanlık “Alo öğretmenim beni dövüyor” diye bir hat tahsis etmiş. Herhalde bu kararı alan kişi dahidir. Hem TV dizilerinde serkeş ve hiçbir otorite tanımayan, insani ve manevi değerlerden “sıyırmış” öğrenci tipleri çizeceksiniz, hem de bize “çağdaş” desinler diye bazı tedbirler getireceksiniz. Böyle bir uygulama, öğretmeni potansiyel suçlu ilan etmektir ve öğrenciye zebun, veliye zebun öğretmenden kimseye fayda gelmez. Öğretmene saygı da kalmaz. Öğretmen ne köle, ne uşaktır. Güveneceksiniz. Güvenmek zorundasınız. Anormallik varsa buna sebep olandan hesap soracaksınız.

“Tablet” uygulaması çok tartışıldı. Bu çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir konu. Çok iyi hazırlık ve dikkatli uygulama gerektirir. Ama günümüzde hâlâ mektup, dilekçe nedir bilmeyen, zarf üzeri yazamayan milyonlarca öğrenci, hayatında hiç kütüphaneye, müzeye gitmeyen öğretmen var. Okuma hâlâ hayatımızın bir parçası değil. Bu işin sosyal boyutuna nasıl çözüm bulunacak, öğrenmek isterdim. İşin araç, yazılım ve yerinde kullanabilme yönü ayrı bir konu.

Devam edecek...
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Çok kıymetli Ağabeyciğim,uzun zamandır yazılarını okuyamıyorduk.İnsan gönül dostlarını özlüyor.
K.Stephans şöyle diyor :
-''Kusurlarını çevredekilerin farketmesini istiyorsan,onlara öğüt vermeye başla.''
Malumunuz bizler de bu eğitim camiasında otuzyıla yakın bulunduk.Sizler ve bizler ne söylesek onlar hem bildiklerini söylüyor hem de nasihat vermeye devam ediyorlar.
İyi olmak kolaydır,zor olan adil olmaktır.En mükemmel adalet ise vicdandır.Diyen VİCTOR HUGA'YA kulak vermekte yarar var diyorum.
Aklın vazifesi,gerçekleri tahkik ve tesbit ile onların sınırı içinde icrayı faaliyet ve idame-i hayat etmektir.Diyen atalarımızada kulak tıkamamak gerek.
Bir Hadis'te şöyle ifade edilir:
''Hangi kapıdan çıkarsa çıksın,iyi,kötü kimde bulunursa bulunsun,hikmeti almağa bak,sana zararı dokunmaz.''
Değerli fikirleriniz yol gösterici nasihatleriniz sitemizi ziyaret eden her misafire takdim edilen bir ikramdır.
Sağlıklar dilerim.Selamlar.
D ( 05-05-2012 / 12:03:36 )

Dede Cihan
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları