Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-1
Köşe Yazısı Tarihi : 26-09-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-1


Mehmet TEKİN

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı ülkesinin bir parçası olan Suriye ile birlikte Antakya, İskenderun ve havalisi de Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Daha sonra “İskenderun Sancağı” adı verilen ve 20 Ekim 1921’de Türkiye ile Fransa arasında imzalanan Ankara İtilafnamesi’ne göre Türkiye sınırları dışında kalan  Antakya, İskenderun ve havalisi Suriye ile birlikte Fransız mandası altına girdi. Ama Suriye, sanki geçmişten öç alır gibi, kendi esaretini bir yana bırakıp, Antakya, İskenderun ve havalisine kendi sömürgesiymiş gibi davranmaya başladı.1937’de başlayan kurtuluş süreciyle İskenderun Sancağı Milletler Cemiyeti’nin kararıyla ve Suriye’den önce 1938 yılında bağımsızlığını kazanarak “Hatay Devleti” adını aldı, 1939 yılında da kendi iradesiyle Türkiye’ye katıldı. Suriye Hatay’ın Türkiye’ye katılmasına karşı çıkarak Fransa’nın, bu katılmayı  kabul etmekle Milletler Cemiyeti Kanunu’nu çiğnediğini ileri sürdü ve Hatay’ın kendilerinden koparılmış bir bölge olduğunu iddia ederek 1939’dan sonraki dönemde kendi haritaları içinde göstermeye devam etti.

Bu anlayışın kaynağı ve savunucusu, daha sonra kurulan Baas Partisi’ydi. Baas Partisi’nin tüzüğünde Antakya, İskenderun ve havalisi (Hatay) dahil, Toroslara kadar olan bütün Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Irak’ın bir bölümü Arap vatanı kabul edilerek Suriye sınırları içinde gösteriliyordu.

Suriye’de Fransa’nın “manda” kisvesi altında devam eden işgal ve sömürüsü 1946 yılına kadar devam etti ve 1946 yılında Suriye’ye bağımsızlığı kazandı. Suriye’nin Hatay için yaptığının aksine, Suriye’nin bağımsızlığına kimse karşı çıkmadı. Bundan sonraki dönemde ülkede ihtilallerin ardı arkası kesilmedi.

Türkiye Filistin dâvâsında Araplarla birlikte davrandığı halde, daha sonra İsrail’i tanıması Arapların tepkisini çekmiş, Suriye-Irak ihtilaflarında Türkiye’nin hep Irak tarafını tutması Suriye’nin kırgınlığına yol açmıştı.1960’lı yıllardan itibaren, Suriye Asi üzerinde baraj kurmaya başladığında Türkiye karşı çıkmadığı halde, Türkiye Fırat Nehri üzerinde baraj kurmak için çalışmalara başlayınca Suriye, yavuz hırsız misali, tepki gösterdi, Fırat üzerinde hak iddia ederek Türkiye’nin kendilerine istediği kadar su vermediğini ileri sürmeye başladı.

Bu yıllarda Baas Partisi, Suriye’nin yönetimini ele geçirerek Suriye’yi  SSCB’nin güdümüne soktu, onların güneye inerek, Türkiye’yi bir tür kıskaca almalarına zemin hazırladı, böylece Türkiye’yi rahatsız ettiğini düşündü. Bu yetmiyormuş gibi, Suriye Kıbrıs konusunda Yunanistan’ı ve Rum kesimini destekledi, ileriki yıllarda da Türkiye’nin diğer sınır komşuları ile Türkiye aleyhinde ittifak anlaşmaları imzaladı. Suriye, Türkiye’nin GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) konusunu bahane ederek Türkiye aleyhinde propaganda yaptı, Türkiye’yi Suriye’ye daha çok su vermeye zorlamak için uluslararası toplantılarda dünyayı kendine acındırmaya çalışarak “komşusuna su vermeyen ülke” olarak suçladı, Türkiye aleyhine kararlar çıkartmak için yoğun çaba harcadı. Aslında Türkiye belli miktarda su bırakma taahhüdünde bulunmuş ve bu taahhüdüne titizlikle uymuştu. Buna karşılık Suriye bu konuda hiçbir taahhütte bulunmadığı gibi, Asi Nehri üzerindeki haksız tasarruflarını da hiç gündeme getirmedi, izlediği kaypak politika gereği bu konuda müzakereye bile yanaşmadı.          

DEVAM EDECEK

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Makamlara serilmiş diktatörlük postu.
Nemalazımcılık başladı vicdan sustu.
Vicdan sustu,olan içindekini kustu.
Haya kalmadı,oldular düşmanın dostu.
İran,Kuzey Irak,Suriye velhasılı şu anda güneydeki komşularla problemliyiz.Bu problemli olmanın mahsurlu tarafına gelince,bu sınırlardan terör ihraç ediyoruz.Hani sıfır sorun ne oldu? Bu işte bir terslik var,ancak bunu ya bizler yanlış alğılıyoruz ya da rol paylaşımı yapanlar oyunu çok iyi serğiliyorlar.Bu millet cambaza bakıyor,eğleniliyor zannedip her şeyi kobulleniyor.Şehitlerimize rahmet,gazilerimize ve olanlardan üzülenlere ya sabır demekten başka elimizden birşey gelmiyor.
Ağabeyciğim yazılarını ilği ile takip ediyorum.Yazmaya devam.Sağlıklar dilerim. ( 30-09-2012 / 18:11:04 )

Dede Cihan
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları