Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-4
Köşe Yazısı Tarihi : 05-10-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-4

Mehmet TEKİN

Ülke yönetiminde giderek sertleşen tutumu nedeniyle Batı ülkeleri ve basını tarafından sürekli eleştirilen Esad, uyguladığı sert güvenlik önlemlerini, “iç ve dış tehditlere karşı ayakta kalma, ülkede huzuru koruma” gerekçeleriyle önemli ve zaruri kabul ediyordu. Ama geçmişin yeniden yaşanmaya başladığı endişelerini uyandıran bu uygulamanın yarattığı korku halk üzerinde hissedilebilir derecedeydi. Nitekim 2011 baharında olaylar başladığında sınırı geçip Türkiye’ye sığınan  ve sınır bölgelerindeki kamplarda konuk olarak barındırılan 12 500 Suriyeliden 5000’i peyderpey Suriye’ye döndü. Kalan 7500 Suriye vatandaşının da dönmesi beklenirken aynı yılın sonlarında 2012’de bu göç artarak devam etti.

Acaba Suriye’de meydana gelen  bu olaylar Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası mıydı?

Soğuk savaş sonrası dönemde 1990’lı yıllarda hazırlanan bir proje olan Büyük Ortadoğu Projesi, İslâm orta kuşağınının denetim altına alınabilmesi için geliştirilmiş bir projeydi. Projeye göre  ABD’nin ve Batı’nın amacı, hem İslâm dünyasını, hem de Ortadoğu’yu yeniden düzenlemek, denetim altına almaktır  ve -iddialara göre- ABD bu çalışmalara Türkiye’yi de ortak etmeye (veya bu konuda Türkiye’yi kullanmaya)  çalışmaktadır. Proje gerçekleştiğinde muhtemelen burada İngiliz Ortadoğusunun yerini ABD Ortadoğusu alacaktır. Bu süreçte, Amerikan karşıtı bir rejim olan  Suriye ve onunla birlikte İran da hedeftedir. Ama Irak başarısızlığını yaşayan ABD, Suriye’yi destekleyen Rusya’nın ve Çin’in kesin tavrı karşısında Suriye’yi güç kullanarak işgal etmek ya da yaptırımlar uygulayarak dize getirmek yerine, Türkiye’yi de ortak ettiği modern muhasara yöntemleriyle dize getirme ve “kadife işgal” uygulama yolunu seçmiş gibi görünmektedir. Herhalde bu girişimin ilk hedefi Suriye’de bir rejim değişikliği, yani diğer anlamıyla bugünkü idarenin ve özellikle de Beşar Esad’ın yönetimden uzaklaştırılması olacaktır. (Ama böyle bir durumda, ABD’nin kontrolu altına girecek bir Suriye’de Türkiye’nin hiç söz hakkı olmayacağı gibi, Arap ülkeleri ile temasının kesilmesi ve Suriye ile yaşanacak soğukluğun da kalıcı olması ihtimali yüksektir.)

Konuyu tarafsız değerlendirmeye çalışan çevrelere göre Amerika’nın hedefi Suriye’nin demokratikleşmesi filan değildir; Esad’sız, keyfince yönlendirilebilecek ve hem İsrail’i rahatlatacak, hem de Ortadoğu’da köprü başı olarak kullanılabilecek bir Suriye’dir. Eğer amaçları Suriye’yi demokratikleştirmek olsaydı, bir şekilde buna destek  ve yardımcı olmaları gerekirdi. Ama bunu yapmadıkları gibi, iddialara göre, ülkenin çatışma ve gerginlik ortamına sürüklenmesine yardımcı olarak bu çabaları engellemişler ve bu konuda politikayı da İsrail belirlemiştir. Çünkü Irak halledildikten sonra İsrail’in önünde tek engel olarak Suriye kalmıştır ve Suriye devreden çıkarsa, Doğu Akdeniz’in güvenliğinde iddialı durumda olan İsrail’in eli bu defa tâ Basra Körfezi’ne uzanacak, Kuzey Irak’la daha kolay işbirliği sağlanarak  İran’ın önü kesilmiş olacak ve Irak’ın işgalinde sessiz kalan Araplar buna da ses çıkarmayacaktır.

Devam edecek
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları