Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-13
Köşe Yazısı Tarihi : 09-10-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-13

Mehmet TEKİN

 

Bu problemle ilgili olarak Türkiye’nin üzerinde dikkatle durması ve düşünmesi gereken iki konu vardır. Bunlardan biri, Suriye’yi bahane ederek halk arasına nifak tohumları ekmek, tahrik ve kara propaganda yöntemlerini kullanarak mezhep çatışmasına yol açmak isteyen çevrelerdir. Halkımızın bu oyuna gelmeyeceği kesindir. Ama basında dış çevrelerin Hatay’da bu tür çalışmalar yaptığına veya yapabileceklerine dikkat çekildiğine göre, daha dikkatli davranılması gerektiğine şüphe yoktur.

Diğer konu da buna bağlı olup, 1 Eylül günü Antakya’da düzenlenen ve Esad’ın ve Suriye rejiminin desteklendiği gösteridir. Herhalde Cumhuriyet tarihimizde böyle bir olay ilk defa yaşanmaktadır ve hem devlet kavramına aykırı olan, hem de Türk milletine yakışmayan bu hareket mutlaka araştırılmalı, hangi kara eller tarafından düzenlenip kotarıldığı belirlenmeli, daha uyanık olunmalıdır. Bu tür hareketlere göz yumulması, hem suyu çıkan “hoşgörü”ye sığmaz, hem de telafisi zor problemlere yol açar.

Bu arada Türkiye’de iç politikada sürekli gündeme gelen Suriye tartışmalarında seviyenin gittikçe düşmesi de ayrı bir problemdir. Bunu yanında, TV’lerde ilgili ilgisiz herkes ahkâm kesmeye devam etmekte, adeta Türkiye’nin politikasını yolundan şaşırtmak veya etkisiz hale getirmek için elden gelen her şey yapılmaktadır. Bu da tarihimizin en hazin ve  çelişkili tablolarından biridir.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, daha yakın tarihlere kadar her alanda birlikte güven verici adımlar atan ve önemli ortak hedefleri paylaşan iki ülkenin bu duruma gelmesi üzüntü verici bir durumdur. Türkiye kendi güvenliğini ilgilendiren konularda millî çıkarlarından ve uluslararası hukuktan doğan haklarından fedakârlık yapamaz. Bu nedenle, durum önceki örnekler de dikkate alınarak ve yarınlar düşünülerek gerçekçi bir yaklaşımla planlamalı, bütün tedbirler buna göre alınmalıdır. Türkiye Arap Birliği’yle dostluğunu daha da güçlendirmeli, ama bu Birliğe bel bağlamamalı, (yarınki Suriye’nin ne olacağı bilinmediğinden, Avrupa Birliği’nde Yunanistan ve Kıbrıs Rumları ne ise, Arap Birliği’nde de Suriye’nin de o role soyunabileceği ihtimali düşünülerek), yarınki Suriye’nin lehte ve aleyhte  yer alacağı muhtemel kombinezonlar üzerinde şimdiden düşünülmelidir.

 Türkiye’nin dışardan herhangi bir ülkenin Suriye’ye yönelik bir operasyonu için ümit kaynağı ya da araç  olması beklenemez. Türkiye, uçak konusunu açıklığa kavuşturmak ve uluslar arası hukukun bütün imkanlarını kullanarak sonuç almak zorundadır. Suriye’nin teröre destek vermesi ve Türkiye’de bölücü kışkırtmalara yeltenmesi bardağı taşırmaya çalıştığını gösteren girişimlerdir. Bu nedenle, Suriye’de yeniden canlandırılan ve ısrarla körüklenen Türk düşmanlığını önlemek için çok daha fazla çalışmaya ve kapsamlı tedbirlere ihtiyaç vardır. Çünkü böyle bir düşmanlığa ne Türk halkı lâyıktır, ne de bu düşmanlık dost Suriye halkına yakışır. Sığınmacı Suriyelilerle birlikte yükü ve sorumlulukları kat kat artan Türkiye, şüphesiz gelişmelere göre en uygun yolu seçecektir. Son söz için vakit erkendir. Herkesin dileği, bu sürecin her şeye rağmen aklı selim ölçüleri içinde barışla çözümlenmesi, dostluk köprülerinin yeniden kurulması ve ekonomisi büyük zarar gören sınır illerimizin zararlarının öncelikle ve acilen giderilmesidir.

 

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları