Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
HAZRET-İ PEYGAMBER’İN KURDUĞU İLK CÂMI ve İSLÂM OKULU :ASHÂB-I SUFFE
Köşe Yazısı Tarihi : 20-05-2013       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
HAZRET-İ PEYGAMBER’İN KURDUĞU İLK CÂMI ve İSLÂM OKULU :ASHÂB-I SUFFE

Hazret-i Peygamber (Sallâllâhü aleyhi ve sellem) efendimiz Peygamberliğinin on üçüncü yılında Mekke’den Medine’ye hicret ederken, on günlük bir yolculuktan sonra, Rabîu’l-evvel ayının on ikinci Pazartesi günü ( milâdî 622 yılında) Medine’ye bir saat mesafede bulunan KÛB Köyü’ne ulaștı ve orada on iki gün kaldı. Burada Ilk mescidi kendisi de bizzat çalıșarak inșa etti. Medine’ye giderken RÂNÛN denilen yere vardığında da cumâ namazının farz kılındığına dâir âyet-i kerîmenin nâzil olması üzerine, burada ilk cumâ namazını kıldırdı ve ilk cumâ hutbesini okudu.

Kûbâ köyünde kendisine katılan yüz kiși civârındaki kâfilesiyle birlikte, yüzlerce Medinelinin coșkulu karșılamaları ile Medine’ye girdi. Her bir medinelinin kendisini misafir etmek için devesinin yularını tutmaları üzerine devesi KUSV’yı serbest bırakmalarını söylüyor ve gülümseyerek : « Onu kendi hâline bırakınız. O Allâh-u Teâlâ tarafından me’murdur, gideceği yeri bilir, durunuz bakalım nereye gidecek » diyor, gönüllerini hoș etmeye çalıșıyordu. Deve de önce iki yetim kardeșe âit boș bir arsaya giderek peygamberimiz üzerinde olduğu halde orada çöktü. Tekrar kalkarak yoluna devamla Benî Neccar oğullarından Hâlid İbn-i Zeyd (r.a.) ın evinin önünde yine çöktü. Oradan da kalkarak ilk çöktüğü yere yeniden gelerek tekrar çöktü ve boynunu uzatarak tatlı tatlı bağırdı.. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.) de ; « inșallah konağımız burasıdır, misafir olacağımız yer de Halid İbn-i Zeyd’in evidir » diyerek devesinden indi.

Rasûlullah (s.a.s.) Hâlid b. Zeyd’in evinde zemin katta yedi ay kadar kaldı. Hâlid bin Zeyd (r.a.) Rasûlullah (s.a.s.) in üst katta kalması için ısrar etti ise de Peygamberimiz:« beni ziyârete gelen çok olur » diyerek kabul etmedi. ( Hâlid bin Zeyd hazretleri ; türbesi hâlen İstanbul’da Eyüp Sultan Camiinde bulunan muhterem zâttır. Hicretin ellinci yılında İstanbul’un fethi için sefere katılmıș, orada hicrî elli yılında hastalanarak vefat etmiș, surların dıșında șimdiki yerine defnedilmiștir. Fâtih Sultan Mehmet Han O’nun mezarını bularak türbesini yaptırmıș, o zamandan beri de ziyâret edilmektedir). Peygamberimiz (s.a.s.) Devesinin ilk çöktüğü, Sehl ve Süheyl isminde iki yetim çocuğa âit boș arsayı ücret istememelerine rağmen on miskal altın karșılığında satın aldı ve oraya Mescid-i Nebî’yi inșâ ettirdi. Bitișiğine de iki küçük oda yaptırdı. İnșaat bitince de oraya tașındı. Mescid-i Șerifin yanına bir gölgelik (SUFFA) yapılarak evi barkı olmayan ve göç eden fakir müslümanlara tahsis edildi. İște bizim bu günkü konumuz da bu Suffe ve orada barınanlardır. Suffe’nin üzeri hurma dallarıyla örtülmüș olup etrâfı açıktı. Suffe ashâbı ya Mekke’den hicret eden ya da medineli fakir mü’minlerden olușuyordu. Sayıları ise daima değișmiștir. Aralarında evlenenler olduğunda yuva kurup oradan ayrılmıșlardır.

Suffe ashâbı kendi geçimlerini temin etmek için uğrașmıșlardır. Bunun için ip alıp kırlardan odun toplar, onları satıp ihtiyaçlarını karșılamaya çalıșırlardı. Miskin bir halleri aslâ yoktu. İș bulamadıkları zaman ise ashab-ı kiram onlara yardım eder, ilim öğrenmelerine yardımcı olurlardı. Bunlar dâimâ mescid-i Serif’de hazır bulunduklarından Hazret-i Peygamber (s.a.s.) in eğitim ve terbiyesi altında yetișmișlerdir. Dâima Hz. Peygamber ile berâber bulunurlar, O’ndan feyz alırlar, ilim öğrenirlerdi. Diğer ashâb-ı kiram ise ișleriyle meșgul olduklarından ancak namaz vakitlerinde mescide gelerek O’ndan faydalanabiliyorlardı. Ashâb-ı suffenin bașka gâileleri olmadığından kendilerini dâimâ ilme verirler ilimle uğrașırlardı. Bundan dolayı Mescid-i Nebînin yanındaki Suffa, basit bir korunma yeri değildi. Her șeyden önce bir ilim müessesesi, bir yetișkinler okulu idi. İslâm’da kurulan ilk ilim tahsili kurumu burası olmuștur.

Suffe ashâbının, İslâm’ın yayılmasında çok büyük hizmetleri olmuștur. En çok hadis rivâyet eden Ebû Hureyre (r.a.) buradan yetișmiștir. Enes bin Mâlik, Bilâl-i Habeșî, Süheyb-i Rûmî, Ammâr bin Yâsir,Habbâb bin Eret suffe ashâbındandır.

Abdullah İbn-i Mes’ûd, Ubeyy ibn-i Ka’b, Muaz ibn-i Cebel, Bilâl-i Habeșî gibi Kur’an muallimleri ve müfessirler buradan yetișmiștir. Ebû Hureyre, Enes ibn-i Mâlik gibi yüz binlerce hadis rivâyet eden muhaddisler ve müctehitler suffe ashâbı arasından yetișmıș büyük șahsiyetlerdir.

Geceleri ibadet etmekle ve Kur’an okumakla vakit geçirirler, gündüzleri de oruç tutup ilim öğrenirlerdi. Daha sonraları tüm arap yarımadası müslümanlığı kabul ettikten sonra etraf kabilelere İslâm’ı öğretecek ögretmenler hep bunların arasından seçilip gönderilmiștir. Çevre krallara gönderilen elçiler bunların arasından seçilmiștir. Vahiy kâtiplerinden bazıları bunlardan seçilmiștir.

Bu sebeple Suffe, İslâm’da ilk eğitım ve terbiye müessesesi olması açısından son derece önemlidir.

Günümüze kadar inșâ edilen câmilerin etrâfınna eklenen külliyelerin suffe’den esinlenerek yapıldığı açıktır.

__________________________________________________

Kaynak : Muhterem Hocamız Celâleddin Karakılıç Beyefendi’nin : « Hazret-i Muhammed (a.s.) ın eșsiz ahlâk ve faziletleri » adlı eseri.
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları