Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
ALLAH  KENDİSİNDEN AF DİLEYENLERİ  (TEVBE EDENLERİ)  SEVER
Köşe Yazısı Tarihi : 25-09-2013       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )

ALLAH  KENDİSİNDEN AF DİLEYENLERİ  (TEVBE EDENLERİ)  SEVER

Tevbe kelimesi aslen arapça kökünden olup  ( têbe, yetûbu, tevbetün) fiilinden  mastardır. Ancak Türk Dil Kurumunun sözlüğünde tövbe șeklinde geçmekte, halkımızın bazıları da bu șekilde kullanmaktadır.  Türk Dil Kurumu sözlöğüne göre tövbe kelimesi isim olup arapçaya göre tevbe șeklinde olduğu, anlamının ise :  « İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme » olduğu belirtilmektedir.

 

İnsan olarak daima hata yapmaya, günah ișlemeye müsaitiz. Peygamberler hariç olmak üzere, insan oğlunun makam ve mevkii ne olursa olsun hatâ yapması veya günah ișlemesi daima mümkündür. «Lâ yuhtî ancak allah’tır». Yani hata ișlememek ancak Allah-ü Teâlâ’ya mahsustur. İnsan olarak hatâdan berî değiliz. İnsanoğlu hata eder. Ancak hata edenlerin en hayırlısı tevbekâr olanlarıdır. Esas olan ; hata ișlememeye gayret ederek olumlu ve samîmî bir hayat tarzı kurabilmektir. Ancak herhangi bir hata ișlenmiș ise arkasından da hemen Allah’ımızdan af dileyerek yeniden hatasız yașantımızı devam ettirmeye karar verilmeli ve gayret edilmelidir.

 

Samîmî bir mü’min, Yüce Yaratıcı’sından asla ümit kesmez.  Biz küfre ve șirke düșmediğimiz sürece yani Allah’ı inkâr etmediğimiz veya O’na herhangi bir șeyi eș ve ortak koșmadığımız sürece,  kendisine taallûk eden hakları ve kusurları bağıșlamayı Allah’ımız sever. Ancak kul ve hayvan haklarını affetmesine ise Allah’ın ‘Âdil’ sıfatı izin vermez. Yani kul hakları konusunda ancak ilgili kișinin affetmesi ve helalleșmek suretiyle affedilmek mümkündür.

Allah (c.c) Kur’an-ı Keriminde Zümer sûresinin 53. Âyetinde  șöyle buyuruyor ;  

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

'Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O çok bağışlayan ve çok esirgeyendir' buyurarak bütün günahları affedebileceğini, kendisinin çok bağışlayan, çok esirgeyen olduğunu müjdeliyor. Günahların çokluğu ve büyüklüğü sebebi ile mü’minin ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini beyan ediyor.  

 

Peygamberimiz (s.a.s.) de bir hadis-i șeriflerinde șöyle buyuruyor :

                                                               

       Ebu Eyyub El-Ensârî (radıyallahu anh) rivayet ediyor: 'Resulullah (s.a.s.) buyurdular ki: 'Eğer siz hiç günah işlemeyen bir kavim olsaydınız, Allah-u Teâlâ Hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği  bir kavim yaratırdı.' [Müslim, Tevbe, 9,  Tirmizî, Ebû Da'avât 105.

 

Sahih-i Müslim’de,tevbe bölümünde,  Ebû Hureyre (r.a.) ın bir rivayeti de șöyledir : « Rasûlüllah (s.a.s.) buyurdular ki : « Nefsim kudret elinde bulunan Zat’a yemin ederim ki , eğer siz hiç günah ișlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder ve günah ișleyen, ardından da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları affederdi.

 

Șu halde Yüce Rabbimiz hatalarımıza karșılık af dilememizi istemekte ve bundan  hoșlanmaktadır.

 

. Ulemânın sözlerine göre her günahtan sonra tevbe etmek vâciptir.

Tevbenin vâcip olduğuna dâir Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet delilleri birbirini takviye etmektedirler :

 

Nûr Sûresi 31. Âyet : « Ey mü’minler ! Hepiniz Allah’a tevbe ediniz ki, felâh bulasınız ».

Hûd Sûresi 3. Âyet : « Rabbinizden mağfiret dileyiniz, sonra ona tevbe ediniz ».

Tahrîm Sûresi 8. Âyet : « Ey iman edenler ! Bir daha dönmeyecek tevbe ile Allah’a tevbe ediniz ».

 

Ebû Hamza Enes bin Mâlik el-Ensârî (r.a.) nin rivâyet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (s.a.s.) șöyle buyurmuștur :« Kulunun tevbesinden dolayı Allahü Teâlânın sevinci, sizden birinizin ıssız çölde devesini kaybedip de tekrar bulduğu andaki sevincinden daha fazladır »

Tevbenin kabul edilebilmesi için de bazı șartlara riâyet etmek gerekir. Șöyle ki :

Eğer ișlenen günah Allah’a karșı olup kul hakkına taalluk etmiyorsa bu gibi günahtan dolayı yapılan tevbenin kabul edilmesinin üç șartı vardır :

1-Ogünahı terk etmek.

2-O günahı ișlediğine pișman olmak.  

3- O günahı bir daha ișlememeye  azmetmek.                                                                                                                                                                                  

Bu üç șarttan biri eksik olursa tevbe sahih olmaz.

 

Eğer ișlenen günah, insan hakkıyla ilgili ise, o te’vbenin  kabul edilmesinin dört șartı vardır. Bunlardan üç tanesi  yukarıda saydıklarımız, dördünçusü de hak sahibinin hakkından arınmaktır. Eğer bu hak , mal ve benzeri ise tevbe eden kimse onu sâhibine iâde eder ; eğer bu hak zinâ lekesi atmak sebebi ile lâzımgelen ‘had’ ise , hak sâhibinin o haddi icrâ etmesine imkân verir, veya affını diler ; eğer o hak, gıybet ise hak sâhibinden af diler.

 

Nasıl olsa Allah beni affeder diyerek günahlarda ısrar etmek doğru değildir. Zira Rasûlüllah (s.a.s.) efendimizin șu hadislerinin de burada hatırlanmasında fayda vardır :

 

Peygamberimiz (s.a.s.) șöyle buyuruyor : Kul bir günah ıșlediğinde eğer  hemen tevbe etmez ise bu günah onun kalbinde bir siyah nokta meydana getirir. Eğer tevbe ederse kalbi parlar. Eğer tevbe etmez de günah ișlemeye devam ederse, her günah ișlediğinde bu nokta büyür ve sonuçta bütün kalbi kaplar da artık o kiși her günahı olağah görmeye bașlar.

 

Șu halde her günahtan sonra Allah’tan af dilenmelidir.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları