Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
BASINDA VE TELEVİZYONLARDA DERSANELERLE İLGİLİ OLARAK YAYINLANAN HABER VE YORUMLAR ÜZERİNE
Köşe Yazısı Tarihi : 23-11-2013       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

 

 

BASINDA VE TELEVİZYONLARDA DERSANELERLE İLGİLİ OLARAK YAYINLANAN

HABER VE YORUMLAR ÜZERİNE

 

* Bugünlerde görsel ve yazılı medyada dersaneler ön planda yer alıyor, birçok yorumlar yayınlanıyor. Basında ve televizyonlarda yer alan haber ve yorum programlarında konu hep siyasi çekişme konusuna çekiliyor ve  tartışmaların bir çıkar kavgasından kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Kimin hesabı ne olursa olsun, dersaneleri politik bağlamda tartışmak yanlıştır, tehlikelidir. Eğitim politikaya bulaştırılmamalı, politika eğitimden elini çekmelidir.

*Mevcut eğitim sistemi ve yüksek öğretime  giriş sistemi devam ettiği sürece üniversiteye giriş problem olmaya devam edecek ve yarışı kazanmak isteyen herkes, yardımcı olacak her çareye başvuracaktır. Bunu kimse engelleyemez. Bugün bu işi dersaneler yapmaktadır. Bu gerçek gün gibi ortadadır.

*Dersanelerin içinde mükemmel imkanlara sahip olanlar bulunduğu gibi, çok elverişsiz şartlarda hizmet verenleri de vardır. Mevcut duruma bir örnek vermek gerekirse, Milli Eğitim Bakanlığı Devlet okullarında laboratuarların kullanılmasını sağlayamazken, dakikaları sayılı, imkanları kısıtlı olan dersanelerde laboratuvarlar bulunmasını zorunlu kılmıştır. Aslında bunları kimsenin kullanmasına imkân da yoktur, öylece durur. Bu yüzden bazı dersaneler işin kolayını bulmuş, açılıştan bir süre sonra bir teftiş fırçasına dönüşen laboratuvar malzemelerini küçük bir yerde muhafaza ederek, o salonu da derslik yapmıştır.

*Dersanelerin özel okula dönüştürüleceği söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Dersanelerin bir kısmı zaten kendi özel okulları ile aynı çatı altında faaliyet göstermektedir. Düşünüldüğü söylenen dönüşüm sistemi için bu tür eğitim kurumlarının  görüşlerine başvurulması çok yararlı olur. Çünkü böyle geçiş dönemlerinde, hayatta hiçbir sorumluluk üstlenmemiş, elini taşın altına koymamış bürokratlar tarafından alınacak kararlarla hareket edilemez, edilirse daha büyük hatalar yapılır. Bu nedenle Bakanlığın, bu kurumlarla işbirliği yapması, onların görüşlerinden, tecrübelerinden yararlanması bir zorunluluktur.

*Dersane dersanedir. Bir dersaneyi lise veya açık lise olmaya zorlamak, demokrasi yönetimine ve eğitimin yapısına yakışmaz. Bu, beyaz eşya üreten bir fabrikayı otomobil fabrikası olmaya zorlamaktan farksızdır. Sistemde bir bozukluk varsa, ıslah edilebilir, aksaklık varsa giderilebilir. Ama köktenci bir yaklaşımla zorunlu dönüşüm zorlaması sıkıntılara yol açar. Bakan Bey belki kafasındakileri uygulamış olur, ama eğitime hizmet etmiş olmaz. “Bakan” diyorum, çünkü bizde şimdiye kadar Bakanlık olarak icraat yapılmadı. Geçmişte ve yakın zamanlarda sadece bakanların sesi duyuldu, hiçbir araştırmaya dayanmayan ve kral buyruğunu andıran nice Bakan  icraatları görüldü. Çoğu zaman Bakan’ın görevden ayrılışıyla birlikte getirmek istediği sistem de ortadan kalktı, olan sisteme ve öğrencilere oldu.

*Bakanlık dersane öğretmenlerini kendi kadrolarına alınacakmış, ama KPSS’ye eşdeğer bir sınavla… Dersane öğretmenleri bakanlık tarafından stajyerlikleri kaldırılıp asaleti tasdik edilmiş öğretmenlerdir. İçlerinde 20-25 yıllık öğretmenler çoktur. Bunlara ne sınavı yapılacak ve kazanamayanlar ne olacaktır? Üniversiteyi bitirip atanmayı bekleyen binlerce, onbinlerce insan varken, halen birer işi olan bu insanların durumu ne olacaktır? Buna nasıl çözüm bulunacaktır?

*Bir de Bakanlığın çelişkilerle dolu beyanları var.  Açıklamalara göre “Bakanlık  bu tedbirlerle dersaneleri özgürleştirmektedir”. (Ne büyük lütuf!). Ardından da deniyor ki,  “Bakanlığın çocuklara kazandırmak istediği bir formasyon vardır ve dersaneler var olduğu sürece  Bakanlığın bu politikaları hayata geçirmesi zor olacaktır!!!” ... “Bakanlık çocukları Halk Eğitim Merkezlerindeki kurslara mecbur edecek ve yeni yıldan itibaren dersane adı altında kayıt yapılmayacaktır!...”

Bundan anlaşılıyor ki, dersaneler için rekabet etme, veliler ve öğrenciler için seçme hakkı yoktur. Herşeyi özelleştirilmesiyle övünülen bir ülkede hakim olan bu tekelci yaklaşım da neyin nesidir? Sanki 12 Eylül sonrası günlerdeyiz. Çünkü bu açıklama ne Anayasaya, ne bir kanuna, ne de bir kararnameye dayanmaktadır. Bakanlık öyle münasip görmüştür ve özet olarak, “Mucibince amel oluna!” demektedir.

Burada dikkat çekilmesinde yarar gördüğümüz üç nokta daha vardır: İlkönce, dersanelerin yerine kurs açma  görevinin Halk Eğitim teşkilatına yüklenmesi akıl kârı değildir. İkincisi, özel dersanelere gitmek mecburi değildir. Ama Halk Eğitim Merkezlerindeki kursun mecbur olacağı ifade edilmektedir. Bu nasıl ve hangi hakla, hangi kanuna göre yapılacaktır? Üçüncüsü, her yıl 50-60 çeşit kurs açan, çok geniş faaliyet alanları olan bu kurumları nefes alamaz hale getirir, hem de verim ve kalite çok  düşer. Kaş yaparken göz çıkarmaktan kurtulunamaz.

*Bir de şu “açık lise”, “uçuk  lise”  tartışmaları var. Açık lise yoluyla eğitimi zaten Bakanlık hakkıyla yapmaktadır. Bunu harcıalem bir sistem haline getirmenin anlamı yoktur.

*”Ortaya çıkacak yeni dönemde eğitimin sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda şekillendirileceği, fakir halkın eğitim imkânlarından mahrum edileceği, eşitsizliklerin artacağı, kavganın temelinde Pazar paylaşımının yattığı…” iddiaları politik unsurlar taşıdığı için tartışmak istemiyor, okuyanların takdirine bırakıyorum.

*Son olarak okulun ve dersanelerin amaç farklılığına değinelim. Dersanenin amacı Milli Eğitimin amaçlarına uygun çalışmak, bu süreçte bir yandan ortaöğretimde okuyan öğrencilerin derslerdeki eksikliklerini giderirken diğer yandan bir üst okulun sınavına hazırlamaktır. Okulun amacı ise genel olarak, Milli Eğitimin amaçlarına uygun olarak, olumlu davranışlar kazanmış, çağdaş hayat için gerekli donanıma sahip iyi vatandaşlar yetiştirmektir. Ama günümüzde lise veya üniversite sınavında olumlu davranışlara ve insani meziyetlere puan verilmediği için okulun fonksiyonu hayata değil,  sadece sınava öğrenci hazırlamakla sınırlanmış ve dersaneden farkı kalmamış, bu yüzden dersane okula fark atmaya başlamıştır. (Hatta okulların büyük bir kısmında devletin verdiği kitapların kapakları bile açılmamakta, öğretim yılı başında öğrenciler bol miktarda dersane kitabı almaya zorlanmaktadır. Yani okullarda dersane kitapları hakimdir!). Dolayısiyle, öğrenci nazarında sanki dersane okuldan daha itibarlı ve etkin bir kurum haline gelmiştir. Bunun suçlusu okuldur, bu yola giden öğretmendir, Bakanlıktır, sistemi bu hale getirenlerdir.

Bu tartışmalar daha çok uzun sürer ve sonuçta yine birileri “köklü değişiklikler” yapmaya soyunarak esip savuran idarecileri bir şekilde yatıştırır, orta yol bulunur ve hiçbir problem çözülmeden bir süre daha böylece geçinir giderler. Bize de ağzı açık seyretmek düşer.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları