Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
YORUMSUZ  (Bir seçim hatırası)
Köşe Yazısı Tarihi : 14-03-2014       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

 

(Bir seçim hatırası)

 

Bugünlerde ülkemizde seçim öncesi hareketliliği yaşanıyor. Yaşanan olayları, tartışmaları geçmişle kıyaslarken birden aradan yonga gibi bir hatıra düştü ve seçim dönemi olduğu için -hiçbir amaç gözetmeden- bu hatırayı sizlerle paylaşmak istedim.

Bundan 40 yıl kadar önce, bir Güneydoğu ilindeyiz.

Seçim dönemi olduğu için o günün şartlarına göre propaganda için konvoylar caddelerde geçit resmi, kahvelerde toplantılar yapılıyordu. Ama bunlar işin formalitesiydi. Çünkü aslında herkesin hedef kitlesi belliydi ve asıl çalışmalar bu çevrelere hitabedecek özel ortamlarda yapılıyordu. Köylerde ise tercihlerde genellikle köyün sahibi, mensup olunan aşiretin reisi ya da muhtar belirleyici etken oluyordu.

O yıl seçim Eylül veya Ekim ayındabir Pazar günü yapıldı. Seçim öncesinde olduğu gibi, seçimin ertesi günü de köy okullarının öğretim yılı başındaki durumlarını tesbit etmek için yola çıktık. Merkeze 20-25 km uzaklıktakibir ova köyünde okulun önünde durduk. Okullar açılalı 2-3 hafta olmuş, ama bu köyün okulu kapalıydı. Bir süre bekledikten sonra öğretmen geldi, “hoş geldiniz” dedikten sonra okulun kapısını açtı. İçeri girdik. Yerler, masanın, sıraların üzeri çok tozlu ve kitap,afiş,kâğıt yırtıklarıyla doluydu.

-Nedir bu hal? Öğrenciler nerde? Okul neden kapalı?” diye sorduk. Öğretmen,

-Vallah öğrenciler yok, aileleriyle Çukurova’ya pamuk toplamaya gitmişler. Zaten köyde muhtarla iki-üç ihtiyardan başka kimse yok. Ekmek yapan kimse yok, şehire gidecek vasıta yok. (Müdür odasından bir gazete getirerek üzerindeki yufka kırıntılarını gösterdi ve) Kuru ekmek yemekten usandım. Nedir benim bu çektiğim!” diyerek ağlamaya başladı. Çok üzüldük. Kendisini teselli ettikten sonra sorduk:

-Peki okul niye temiz değil, yerler neden kağıtlarla dolu? (Sanki aylardır hiç el sürülmemişti).

-Vallahi biliyorsunuz dün seçim vardı. Onun için ortalık biraz pis. Temizleyecek zaman olmadı. Zaten çocuklar da yoktur.

-Sen dün burada mıydın?

-Mecburen buradaydım, çünkü sandık başkanlığı yaptım.

             -İşte tutanak burada, dedi ve müdür odasından bir kağıt getirdi. Tutanakta yüz    civarında   oy kullanıldığı ve hangi partiye kaç oy çıktığı -ya da çıkmadığı-yazılmış, altı mühürlenmişti. Buna göre bütün oyları bir parti almıştı.

Öğretmen bize köyde 2-3 kişi dışında kimse olmadığını söylemişti, ama burada bütün seçmenler oy kullanmış görünüyordu. Kendisine sorduk:

-Hani köyde hiç kimse yoktu? Herkes oyunu eksiksiz kullanmış.

-Vallahi oyların hepsini muhtar kullandı. Ben de saydım, tutanağı yazdım…

Köy yol üzeri bir yerde değildi. Öğretmen şehre gidemediğini, aç kaldığını söylüyordu. Ama onun en azından 1-2 gün önce gidip sandığı, evrakları, mührü almış, dün de evrakları, seçim sonucunu gösteren tutanağı ve mührü, teslim etmek için yine şehre gitmiş olması gerekirdi. Ama görünüşe göre hiçbir yere gitmemişti. Seçim onun başkanlığında yapılmış, her şeyi muhtar halletmiş, işlem tamamlanıp sonuçlar şehre ulaştırılarak oylar yerini bulmuş, demokrasinin gereği yerine getirilmişti.

Halkın durumuna mı, yoksa öğretmene mi üzülürsünüz, eğitime mi yoksa seçim sonuçlarına mı yanarsınız? Şaşkınlık ve üzüntü içinde oradan ayrıldık. Sonraki günlerde gezdiğimiz köylerden ve diğer bölgeleri gezen arkadaşlarımızdan öğrendiğimize göre meğer bir çok köyde durum aynıymış ve bu yıllardan beri böyle devam ettiği için normal karşılanan bir hal imiş. Bunu öğrenince konunun yabancısı olmakla ve durumu yadırgamakla asıl anormalliğin bizde olduğunu anladık. Öyle ya: Güzelim memlekette demokrasi tıkır tıkır işliyordu ve biz bu olağan durumu yadırgıyorduk.

Olacak şey miydi Allah aşkına!

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları