Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
RUS YAYILMACILIĞI HORTLADI, KIRIM KIRIMA UĞRADI
Köşe Yazısı Tarihi : 22-03-2014       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

RUS YAYILMACILIĞI HORTLADI, KIRIM KIRIMA UĞRADI    

Bugünlerde bölgemizin en çok konuşulan konusu Kırım’dır. O Kırım ki,  Tatarların vatanıdır ve uzun süre Osmanlı ülkesi olarak kalmış, en zor dönemlerimizde elimizden çıkmış, 1783 yılında Rusların hakimiyeti altına girmiştir. Tatarların Stalin zamanında Kırımdan sürgünü, tarihin ve dünya kamuoyunun gözünü kapattığı en hazin olaylardan biridir. Aynı dönemde SSCB’nin Türkiye’den toprak talep ettiği ve Türk basınında yayınlanan karikatürlerde saldırgan bir ayı olarak karakterize edildiği hâlâ hatırlardadır. Kırım Kruşçef döneminde, 1954 yılında, bir cepten alınıp diğer cebe aktarılan bir eşya gibi o günün uydu devleti Ukrayna’ya verilmiş, o zaman bu konu problem olmamıştır. Ama SSCB dağıldıktan sonra 1991 yılında Ukrayna birlikten ayrılıp, Kırım da Rusların kontrolundan çıkınca bugün yaşanan problem ilk filizlerini vermiştir. Yurtlarından sürülen Tatarların bir kısmı Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra yurtlarına dönebilmişlerdir. Günümüzde Kırım’daki Tatarların nüfusun ancak %13’ünü oluşturduğu ifade edilmektedir.

 

SSCB’nin dağılmasından sonra Doğu Avrupa’da özgür kalan devletler çok geçmeden kendilerini yumurtadan çıkan caretta carettaların kendilerini içgüdüsel  bir yönelimle denize attıkları gibi, Batının kucağına, AB havuzuna atmışlar, kriterlere uyup uymadıklarına bakılmaksızın üyeliğe kabul edilmişler, ama Ukrayna bu kervana katılamamıştı. Bu ülkenin halkı kendine gelip AB kapısına yöneldiğinde yeniden toparlanan ve çarlık dönemindeki politikayı izlemeye başlayan Rusya telaşa kapıldı. Önce içerdeki taraftarlarını kullandı, ülkeyi karıştırdı. Yönetim zafiyeti yarattı. Ardından, Ukrayna toprağı olan Kırım’a el attı. Dolar ve Euro dışında bir değer tanımayan dünyanın gözleri önünde resmen asker gönderip, manevralar yaptırdı, bölgeyi çekip çevirdi. Topraklarına girdiği ülke BM üyesi bağımsız bir ülkeydi. Ama önlerinde bir engel yoktu. Zaten Tatarlar sürülünce Kırım başka yerlerden getirilmiş Ruslarla doldurulmuştu. Şimdi bu Ruslar Rusya’yı onlar davet ediyor, ya da Rusya kendini davet ettirerek, kale içerden yıkılıyordu. Kriz büyüdü, zirveler yapıldı, sonuç çıkmadı. Kırım Parlamentosu referandum kararı aldı, Kiev direndi, kabul etmedi. ABD’nin bu kararları yasadışı kabul etmesi, AB ülkelerinin itirazları, tepkileri sinek vızıltısı hükmünde kaldı. Beş kabadayının parmağında oynattığı BM Güvenlik Konseyi’nin referandumu gayrimeşru sayan kararı Rusya tarafından veto edildi.

 

16 Mart 2014 günü Kırım’da dünyanın gözleri önünde sonucu zaten belli olan bir referandum yapıldı, (Tatarlar boykot etmişti). Ukrayna’dan ayrılıp bağımsız olmayı (yani Rusya’ya katılmayı) isteyenlerin oranı %97 idi. Ardından Kırım Rusya Federasyonuna katılım başvurusunda bulundu. Putin Kremlin’de Kırım’ı tanıma kararnamesini imzalayarak Rusya’nın Kırım’ın bağımsızlığını tanıdığını ve, “Bir tarihi hata düzeltildi ve Kırım anavatana döndü” sözleriyle aynı zamanda Kırım’ın Rusya’ya ilhakını ilan etmiş oldu. İlhak olayı Duma’da da onaylandı. Rusya bu adımla uluslar arası ahlâki ve hukuki  değerleri çiğneyerek sınırlarını değiştirirken, aynı zamanda Karadeniz’de üstünlüğü ele geçirdiğini de ilan etmiş oluyordu.

Rusya’nın başlattığı bu hareketle BM üyelerinin birbirinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ilkesi ve Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanıyan anlaşması bizzat Rusya tarafından göz göre göre çiğnenmiş, gelecek açısından çok kötü bir örnek oluşturulmuştur. Şimdi  AB ve ABD “yaptırım uygularız!” diye tehditler savurmaktadır. Ba’de harâbü’l Basra…”. Ukrayna, Rusya’ya borçlarından dolayı boynu bükük olduğundan mı, yoksa işgal yıllarında vatanseverlik duyguları iğdiş edilmiş olduğundan mı bilinmez, işgal karşısında parmağını dahi oynatmadı ve Kırım’dan kuzu kuzu çekildi, üslerini teslim etmeye  başladı.

 

Konunun Rusya ve Ukrayna’yı ilgilendiren gasp ya da  işgal yönü bir yana, bir de bundan sonraki dönemde Rusya’nın sudan bahanelerle Ukrayna’ya da girerek işgale yeltenmesi ihtimali vardır. Böyle bir girişim, bölgede büyük gerilim yaşanmasına ve yangın çıkmasına yol açabilecek tehlikeli bir macera olur. Bu nedenle, bölge ülkelerinin ve dünyanın bu konuda atıp tutmak, beyanat vermek, kurusıkı tehditler savurmak yerine  şimdiden somut adımlar atmaları çok önemlidir.

Bu mesele bizim bir iç meselemiz değildir. Ama Kırım’la, Kırım Tatarlarıyla tarihi, kültürel ve duygusal bağlarımız vardır. İşe duygusal yönden bakarsak, Kırım elimizden çıkalı bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, belki Ukraynalıların, Rusların Kırım’la ilgili bir şarkısı, türküsü bile yoktur, ama bizde “Sivastopol önünde yatan gemiler” türküsü hâlâ söylenmektedir. Kanaatimizce bizim açımızdan şimdi yapılması gereken şey, geçmişte soykırıma uğrayan ve geçtiğimiz günlerde olaylara taraf olmayan Tatarların, hal ve şartlar ne olursa olsun, haklarını, varlık, huzur ve güvenliğini garanti altına alacak yeni ve geçerli bir hukuki çerçeve oluşturulmasıdır. Dileriz Tatar dilinin -yani Türkçe’nin- Kırım’da resmi dil olarak kabul edilmesi bu konuda beklenen ümit verici gelişmelerin başlangıcı olur.

 

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Bütün dünya gibi bizde sessizce seyretttik.Çünkü bu dünyada güçlü olan kazanır. ( 15-04-2014 / 11:23:28 )

Nuri Aygündüz
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları