Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
Vah vah çok genç gitti garip...
Değerli okurlarım; Karabedir  Köyünden Dinar’a göç edip yerleşen ilk aile benim ailemdi. Babam hayvancılıkla uğraştığından kirada oturduğumuz evler genellikle ahırı samanlığı olan evlerdi. Bu yıllarda (1960 lı yıllar) henüz ulaşım aracı olarak genellikle at arabaları kullanılırdı. Köylüler Dinar pazarına at arabalarıyla gelirlerdi. Arpa, buğday ...
Haber Tarihi : 10-05-2014  

Değerli okurlarım;

Karabedir  Köyünden Dinar’a göç edip yerleşen ilk aile benim ailemdi. Babam hayvancılıkla uğraştığından kirada oturduğumuz evler genellikle ahırı samanlığı olan evlerdi.

Bu yıllarda (1960 lı yıllar) henüz ulaşım aracı olarak genellikle at arabaları kullanılırdı. Köylüler Dinar pazarına at arabalarıyla gelirlerdi. Arpa, buğday , fiğ gibi tarımsal ürünlerini satmaya gelen köylüler  yük taşıma işini at arabalarıyla yaparlardı.Hayvan satacak köylüler ise hayvanlarını yaya olarak sürerek ilçeye getirirlerdi.

Köylüler (özellikle hayvan satmaya gelenler) genellikle bir gün öncesinden Dinar’a gelirlerdi. Dinar’da akrabaları yanında bir gece geçirerek Salı sabahı erkenden pazar yerine giderek getirdikleri malları satmaya çalışırlardı. Pazar sonunda satılmayan mallarını yine getirdikleri gibi yaya olarak sürerek köylerine geri götürürlerdi.

Köyümüzden pazartesi günü evimize mutlaka gelenler olurdu. Bu nedenle bu yıllarda pazartesi günleri evimiz daha kalabalık olurdu. Akşam yemeği yenildikten sonra misafirimizle anne ve babam arasında koyu bir sohbet başlardı.

Bu sohbetlere evin çocukları olarak  bizlerde ister istemez şahit olurduk. İşte bu gün sizlerle paylaşacağım konu bu sohbetleri o günler de nasıl algıladığım ve bu gün dönüp baktığımda  nasıl farklı algıladığımla alakalıdır.

O sohbetler genellikle şöyle gelişir ve devam  ederdi. Önce hal hatır sorulur karşılıklı “Allah’a şükürler olsun” lar ifade edilirdi.

Misafire sorulurdu;

-Köyde ne var ne yok, ölen kalan var mı?

Misafir cevap olarak;

-Köyde bir yaramazlık yok Allah’a şükür ölen kalan falan da yok.

Misafir devamla ;

-Allah’a şükür bizim köyde ölen kalan yok ama , herhalde duymuşsunuzdur komşu köyden (köyün adı verilerek) falanca dayı öldü…

Ev sahibi hayretle ;

-Vallahi duymadık ne zaman öldü, Allah rahmet eylesin…

 

Misafir cevapla ;

- Ya herhalde 15-20 gün oldu.

Bu konuşmalardan sonra vefat eden kişinin köyde kiminle asker arkadaşı olduğu tartışılır ve buradan doğum tarihine ulaşılırdı. Doğum tarihinin  belirlenmesi  vefat eden kişinin yaşını ortaya çıkarırdı.

Mesela vefat edenin yaşının  55 olduğu sonucu ortaya çıkar, ev sahibi ve misafirleri hep birlikte;

-Vah vah çok genç gitti garip …

Bu vah vahları duyduğumda içimden sessizce isyan ederek derdim ki;

-Allah Allah ya bunlar (anne babam ve misafirler) ne diyorlar. Adam 55 yaşına gelmiş bu kadar uzun yaşamış bir adama nasıl olurda genç gitti derler, daha ne kadar yaşayacaktı  ki …

Bunu söylerken henüz 8-10 yaşlarındaydım. Benim için 55 yaş çok uzun bir süreydi.

Bu gün düşündüğümde ise diyorum ki;

-55 yaş falan öyle çok uzun bir ömür sayılamayacak hatta ihtiyar bile denilemeyecek bir yaştır.

Şimdi anne ve babamla misafirlerimize katılıyorum.

-Vah vah adamcağız 55 yaşında çok genç gitti…

Saygılarımla.

10Mayıs2014-Dinar


Haberle İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Bölüme Ait Diğer Haberler