Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
YIL 1953, DİNAR ÖZEL ŞİFA HASTANESİ
YIL 1953, DİNAR ÖZEL ŞİFA HASTANESİ Yıl 1953. Dinar’da özel bir hastane açılır. Özel Şifa hastanesi. Hastaneyi Operatör Doktor Osman Sarar açar. Hastanenin yeri eski belediye binasının 3. Katıdır. Bu yer ilçeye bir hastane kazandırmak maksadıyla belediyece çok ucuz olarak kiraya verir. Bu hastanenin açıldığı tarihte ülkemizde sadece ...
Haber Tarihi : 04-01-2018  

YIL 1953, DİNAR ÖZEL ŞİFA HASTANESİ

Yıl 1953. Dinar’da özel bir hastane açılır. Özel Şifa hastanesi. Hastaneyi Operatör Doktor Osman Sarar açar. Hastanenin yeri eski belediye binasının 3. Katıdır. Bu yer ilçeye bir hastane kazandırmak maksadıyla belediyece çok ucuz olarak kiraya verir. Bu hastanenin açıldığı tarihte ülkemizde sadece 16 adet özel hastane vardır. Bu hastane ilçede açılan ilk hastanedir. Hastaneyi açan Doktor Osman Sarar açılış konuşmasında şunları söyler.

          “Aziz Dinarlılar, Türkiyemizde hali hazırda 16 hususi hastane vardır. Türkiye’de ilk defa bir kaza (Dinar), 17’nci hususi hastaneye kavuşmaktadır. Belediyeye ait bu dört katlı binada arkadaşım Dahiliye Mütehassısı Burdurlu Dr. İsmail Erdem, hemşirelerim ve personolimle sizlere en iyi sağlık hizmetlerini sunacağız.

           Bize yardımcı olan, binanın 600 lira olan kirasını 50 liraya indirerek bize tahsis eden Belediye Başkanımız Ali Rıza Karakaya Bey’e ve hastaneyi bütün birimleriyle kurmamızda ve her hususta bize yardımcı olan değerbilir Dinar halkına müteşekkiriz. Hayırlı olsun…”

Belediyenin bu yonma taş özgün binası iki aya yakın süredir hastane olarak hazırlanmaktaydı. Yapılan işleri görmek için sık sık Dr. Osman Bey ve Dr. İsmail Bey yaşadıkları Isparta’dan ve Burdur’dan gelip nöbetleşerek binanın bütün odalarının donanımlı bir hastane olmasını sağladılar. Bir hastanede A’dan Z’ye kadar neler gerekiyorsa yepyeni eşyalar olarak gönderdiler. Boya ve badana işleri, ufak tefek onarımlar hızla yapıldı. Alt kat doktorlar, hemşireler ve idari işler için ayrılmıştı. Üstte iki kat ise hasta ve pansuman odaları ve ameliyathane idi. İlçenin her yerinde açılacak hastane ve doktorlar konuşuluyor, meraklı vatandaşlar hastaneyi geziyorlar, “Ameliyathanesi bile var…” diye konuşuyorlardı.

Birkaç gün sonra gazeteye söyleşi için hastaneye gittiğimde gördüm:  Alt katta muayene odalarında doktorlara muayeneye gelmiş Dinarlı, Ispartalı, Burdurlu hastalar vardı. Hastanenin Dinar’da açılmasından hem memnun hem de doktorları kaçırdıkları için biraz üzgündüler. Ama doktorlar haftanın bir ya da iki günü o illere de giderek hasta bakıyorlardı.

Türkiye’de lamba ışığı altında ilk kalp ameliyatı:

             Günlerden bir gün bana telefon etti: “Gürcan hemen gel, tam gazetelik bir haber var sana” dedi. Akşam vakti. Dinar’ın ışıkları yanmış. Her yer ışıl ışıl. Eşime doktor bey beni çağırıyor, “Fazla kalmam hemen gelirim” dedim. Hastaneye yürüdüm.

               Bir telaş hastane kapısında. Öğrendim. Dinar’ın bir köyünden ağır yaralı bir delikanlı getirmişler. Aynı köyden bir düşmanı o delikanlıyı tam kalbinden öldüresiye bıçaklamış. Kan kaybediyor. Ameliyathane hızla hazırlanmış. Doktor beni o sevmediğim ama yaşamıma borçlu olduğum ameliyathane kapısından aldı. Ameliyat giysileri üzerinde. İki hemşire de öyle. El yıkamalar falan. Bir sessizlik: sanki dünyanın bütün sesleri durmuş, bir hazırlık, üçü de masada yatan delikanlıyı hazırlıyorlar. Bir kenara çekildim. Ameliyat olacak delikanlı kadar heyecanlıyım…

           Dünyada hiç olmayan ya da çok az olan bir olay tuttu.. en, en, en gerekli olduğu bir anda ve durumda ve saatte bizi, yani doktorla yanındaki hemşireleri ve inleyen ameliyat edilecek yerde, ameliyat masasında yaralıyı buldu:

        Kış günüydü. Fırtına öylesine. Yılda, çok kötü havalarda elektrik kesildiğini biliyoruz. Ama… tam ameliyat başlayacakken, hasta can çekişirken, doktor ve yardımcıları bir ağızdan “çabuk lüks, çabuk lamba” diye bağrış içindelerken ameliyat odası oldu bir zindan. Belki biraz Cumhuriyet meydanının üstündeki o güzel ay ışığı, hani bir tutam da olsa camlara vuruyor ya ne fayda? “Işık! Işık! Işık!” diye yırtındık!

***

             Merak etmeyin değerli okurum. “Peki ama ne oldu?” sorusu bu anda, böyle bir anda çıkar ortaya. O soğukkanlı Op. Dr. Osman Sarar iki lüks bir lamba ışığı altında, masadaki bıçaklanmiş delikanlının ameliyatı yaptı, dikişler atıldı. Alnındaki ter damlacıklarını silerken hemşire çığlık attı: “Ah! elektrikler geldi…” Bu süre yirmi dakika sürdü. Ama bana, ameliyat odasının bir köşesindeki dar koltukta saaatler kadar, gün gibi geldi. Doktorla yerdımcılarına  hiç kuşkusuz bin saat gibi gelmiştir…

              Hasta ameliyat odasının karşısındaki küçük odaya alındıktan saatler sonra ayılmış. “Yaşıyor muyum?” diye sormuş. “İyi ol, sonra anlatırız” demişler.

               Haber gazetelerde yayımlandı, yalan haber diye bir müfettiş geldi

            Kalp ameliyatından sonra doktordan izin isteyip gece yarısı eve döndüm.  Doktor Bey, “Gazetelere haber vermeyi unutmazsın değil mi?” dedi. “Unutmam” dedim. Ve evde telefonun başına geçip Milliyet, Yeni Gün, Hürriyet, Yeni Gazete, Tercüman ve Tanin gazetelerine

           “Dinar’da lamba ışığı altında kalp ameliyatı yapıldı” başlıklı haberimi geçtim.

            Ertesi gün sayfalarını bağlamayan birkaç gazetede haber birinci sayfada kocaman harflerle yayımlandı. Evet ama, Türkiye’nin büyük illerinde bile yapılamayan kalp ameliyatı üstelik lamba ışığı altında bir ilçede nasıl yapıldı? Bu haber asparagas bir haber olmasın? Halkı kandırmaktır bu… diye üzerimize müfettiş saldılar.

           Neyse uzatmıyorum. İki gün sonra Afyon’dan Sağlık Müdürü Mehmet Devletkuşu’nun gönderdiği müfettiş beni ve doktoru sorguya aldı. Doktor bey durumu anlattı. Müfettiş bey hastaneye gidip ameliyatlı hastanın durumunu da gördü, hastayla konuştu. Yalan değil ama yanlış haberden mahkemeye verilmekten kurtulduk.

Buraya kadar anlatılanları Dinar’ın yakın tarihiyle alakalı çok önemli bilgi ve belgelere sahip olan ve bunları bizlerle paylaşmaktan keyif alan değerli Şair ve yazar Nedret Gürcan’dan öğreniyoruz.

Benim bu konuda çok küçük bir katkım olacak. Türkiye’de bir ilçede ilk defa Dinar’da açılmış olan Özel Şifa Hastanesinin başhekimi Osman Sarar’ın imzasını taşıyan bir belgeyi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duymaktayım.

Belge 10.3.1955 tarihinde Dinar Özel Şifa Hastanesi Başhekimliği başlığıyla, daktilo ile yazılmış, bir yayınevi yetkilisine Osman Sarar imzasıyla gönderilen mektuptur. Belgenin altında Osman Sarar’ın imzası bulunmaktadır.

Bu mektubun da Dinar’ın yakın tarihine bir katkı sağlayacağı ümidiyle.


Haberle İlgili Ziyaretçi Yorumları

Özel Şifa hastanesini çok iyi hatırlıyorum. İlkokul öğrencisi idim.1953 yılında Konak mahallesine köyden yeni taşınmıştık
okulda Mustafa Acar ile aynı mahallede duruyorduk. onların bahçeden Acar ve birkaç arkadaş meyve yiyorduk. rahmetli babası bizi kovaladığında çalılardan atlarken sağ bacağımı çalılar yıttı o zaman mendille filan silip okula gittik rahmetli hocamız Mehmet Ciritoğlu beni hademe ile özel hastaneye gönderdi. oraya gittiğimizde Dr. Osman Sarar (Öldüyse Allah rahmet eylesin. Sağsa kulakları çınlasın.) ayağıma baktı " Ne o bahçedenmi kaçtın dedi. Ben birşey diyemedim. Hemen hemşireyi çağırdı ve benin ayağımı temizletip sargıladı ve üçgün sargı değitirmeye gitim. Bu anıyı hiç unutmam Mustafa Acar'la karşılaştığımızda hemen bu olay aklımıza gelir. ( 07-01-2018 / 09:02:41 )

Ramazan Gürbüz
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Bölüme Ait Diğer Haberler